ÖLENE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ HAKKINDA EMSAL KARAR

ÖLENE KADAR BAKMA SÖZLEŞMESİ HAKKINDA EMSAL KARAR

BAKIM VE GÖZETİM NETİCESİNDE TAŞINMAZIN DEVREDİLMESİNDE MAL KAÇIRMA DEĞİL HUKUKİ BİR DEVİR SÖZ KONUSU OLABİLMEKTEDİR.

 

AŞAĞIDA İLGİLİ KARAR BULUNMAKTADIR:

 



T.C.

YARGITAY

1. HUKUK DAİRESİ

E. 2017/5554

K. 2018/296

T. 16.1.2018

DAVA : Taraflar arasında görülen davada;

Davacılar, mirasbırakanları ...'nin, mirasçıdan mal kaçırmak amacıyla ve muvazaalı olarak, 1659 ada 346 parsel sayılı taşınmazdaki payını, satış suretiyle, ikinci eşi davalıya temlik ettiğini, akitte gösterilen değer ile taşınmazın gerçek değeri arasında büyük fark olduğu gibi, davalının satış tarihi itibariyle taşınmazın yarı payını alabilecek ekonomik güce de sahip olmadığını işlemin saklı paylarını ihlal eder mahiyette olduğunu ileri sürerek; tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tescilini istemişlerdir.

Davalı, murisle 2001 yılında evlendiğini, 2012 yılında, 87 yaşında, ölene kadar murise tek başına bakıp gözettiğini, davacıların mirasbırakanla ilgilenmediklerini, alım gücü bulunduğunu, satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, çekişme konusu taşınmazdaki payın davalıya temlikinin mirasçıdan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne dair karar, Dairece; ‘' Somut olaya gelince; murisin 1925 doğumlu, davalının ise 1953 doğumlu olduğu murisin davalı ile ilk eşinin ölümünden sonra 27.12.2001 tarihinde evlendiği, davalının 12 yıl süre ile muris ile birlikte yaşadığı, tanık beyanlarına göre murisin ölene kadar bakımının davalı tarafından yapıldığı, bakım karşılığı olarak davaya konu yerlerin davalıya devredildiği anlaşılmaktadır. Hemen belirtilmelidir ki; satışa konu edilen bir malın devrinin belirli bir semen karşılığında olacağı kuşkusuzdur. Semenin bir başka ifade ile malın bedelinin ise mutlaka para olması şart olmayıp belirli bir hizmet ya da emek de olabileceği kabul edilmelidir. (HGK.'nun 29.4.2009 gün 2009/1-130 S.K.) Esasen, yukarda da değinildiği üzere muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davaların hukuki dayanağını teşkil eden 1.4.1974 gün 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında miras bırakanın gerçek iradesinin mirasçıdan mal kaçırma olması halinde uygulanabilirliğinin kabulü gerekir. Başka bir ifade ile murisin iradesi önem taşır. Yukarıda değinilen somut olgular, açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde, mirasbırakanın davaya konu taşınmazdaki payını temlikinde gerçek irade ve amacının diğer mirasçılardan mal kaçırma olmadığı, yıllardır kendisi ile ilgilenen, bakımını yapan eşi ... 'e bakılmasından duyduğu minnet sonucu devri yaptığı sonucuna varılmaktadır. Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. ‘' gerekçesiyle bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

KARAR : Hükmüne uyulan bozma ilamında gösterildiği şekilde işlem yapılarak, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Davacılar vekilinin bu yöne değinen temyiz itirazları yerinde olmadığından reddine.

Ancak, davanın taşınmazın aynına dair olduğu ve harcı tamamlanan dava değeri üzerinden davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, eldeki davada davanın 10.000,00 TL gösterilmek ve harçlandırmak suretiyle açıldığı, keşfen belirlenen değer üzerinden tamamlama harcının yatırılmadığı gözetilerek davalı yararına harcı tamamlanan 10.000,00 TL üzerinden nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken fazla vekalet ücretine hükmedilmesi hatalıdır.

SONUÇ : Ne var ki; bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden; 2017 yılı A.A.Ü.T'nin 13. maddesi gözetilerek hükmün ( 4. ) bendinde yazılı ‘' 3.018,60 TL ‘' ibaresinin çıkarılmasına, yerine ‘' 1.980,00 TL ‘' ibaresinin yazılmasına, davacılar vekilinin bu yöne dair temyiz itirazlarının kabulüyle 6100 Sayılı H.M.K.'nın geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 Sayılı HUMK'nun 438/7. maddesi uyarınca hükmün bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene iadesine, 16/01/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu olarak Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kâğıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu bölgeleri ile Bursa ve Kocaeli şehirlerindeki ayrıca Darıca ile Gebze bölgesindeki müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Daha detaylı bilgi edinmek için Avukat İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu iletişim bölümünden iletişime geçebilirsiniz.

Etiketler: bakma sözleşmesi,