Mülkiyet hakkı Anayasa’nın 35. maddesi güvencesinde olup, devletin ve idarenin bu hakka müdahalesi ancak kamulaştırma bedelinin peşin ödenmesiyle mümkündür. Ancak uygulamada idareler, bazen kamulaştırma prosedürünü tamamlamadan taşınmaza fiziksel veya hukuki olarak el atabilmektedir. İşte bu durum “kamulaştırmasız el atma” olarak adlandırılır. Bu yazıda en çok merak edilen soruyu aydınlatıyoruz: Kamulaştırmasız el atma davasında görevli mahkeme adli yargı mı, idari yargı mı? Konuyu Yargıtay içtihatları, Danıştay kararları ve güncel hukuki düzenlemeler ışığında eksiksiz olarak ele alıyoruz. Aynı zamanda gayrimenkul hukuku avukatı uzmanlığında sürecin doğru yönetilmesi için kritik ipuçları sunuyoruz.
1. Kamulaştırmasız El Atma Kavramı ve Hukuki Niteliği
Kamulaştırmasız el atma, idarenin bir taşınmaza, kamulaştırma kararı almaksızın veya kamulaştırma işlemi yapmaksızın, malikin rızası dışında fiilen müdahale etmesi, kullanımını engellemesi veya taşınmaz üzerinde fiili hakimiyet kurmasıdır. Örneğin yol genişletme, yeşil alan düzenlemesi, alt yapı çalışmaları sırasında taşınmazın bir kısmının yıkılması ya da fiilen işgal edilmesi gibi durumlar bu kapsamdadır. Hukuk sistemimizde “kamulaştırmasız el atma” haksız bir müdahale teşkil eder ve malike tazminat hakkı doğurur. Ancak görevli mahkemenin belirlenmesi, davanın seyrini ve süresini doğrudan etkiler.
Uzun yıllar boyunca Yargıtay ve Danıştay arasındaki görev uyuşmazlıkları gündemde kalmış; ancak Anayasa Mahkemesi’nin mülkiyet hakkı ihlallerine ilişkin bireysel başvuru kararları ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararları ile net bir ayrıma gidilmiştir. Bugün geldiğimiz noktada kamulaştırmasız el atma davalarında görevli mahkeme kural olarak ADLİ YARGIdır (Asliye Hukuk Mahkemeleri), istisnai durumlar saklı kalmak kaydıyla. İşte bu ayrımın gerekçelerini ve sınırlarını aşağıda tüm detaylarıyla açıklıyoruz.
2. Adli Yargı mı İdari Yargı mı? Ayrımın Temel Kriterleri
Görevli mahkemenin tespiti için öncelikle idarenin eyleminin “işlem” mi yoksa “fiili el atma” mı olduğu belirlenmelidir. Kamulaştırmasız el atma davasında görevli mahkeme eğer el atma bir idari işleme (örneğin imar planı değişikliği, kamulaştırma kararının hiç alınmamasına rağmen yol geçirilmesi) dayanmıyor, doğrudan fiili bir müdahale varsa — ki kamulaştırmasız el atmanın tipik hali budur — dava adli yargıda açılır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik kararlarına göre: Kamulaştırmasız el atma eylemi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla açılan maddi ve manevi tazminat davaları, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 683. maddesi (mülkiyet hakkının korunması) ve 6098 sayılı TBK haksız fiil hükümleri uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülür.
Bununla birlikte, idarenin bir plan kararı ya da resmi kamulaştırma işlemi tesis ettiği durumlarda (örneğin acele kamulaştırma kararı alınmış ancak bedel ödenmemiş) veya imar uygulaması sonucu taşınmazın kamu malı olarak tescilini talep etme gibi idari işlem niteliğinde talepler söz konusu olduğunda, görevli yargı yeri İdari Yargı (İdare Mahkemesi) olur. Kısacası, asıl olan eylemden kaynaklanan tazminat davalarının adli yargıya ait olduğu, idarenin bir işleminin iptali veya işlemden doğan tam yargı davasının ise idari yargıya ait olduğudur.
3. Yargıtay ve Danıştay’ın Güncel Yaklaşımı
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun birçok kararında kamulaştırmasız el atmaya maruz kalan maliklerin adli yargıda dava açabileceği vurgulanır. Örneğin Yargıtay HGK 2017/10-2654 E., 2021/526 K. sayılı kararı: “Kamulaştırmasız el atma eylemi nedeniyle mülkiyet hakkına dayalı tazminat istemi, idarenin eyleminden kaynaklandığı için adli yargının görev alanına girer.” Aynı şekilde Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu da eylemden kaynaklanan tazminat davalarında adli yargının görevli olduğu yönünde içtihat geliştirmiştir. Sonuç olarak; davanın kamulaştırmasız el atma vasfında olması halinde mahkemenin adliye mahkemeleri olduğu konusunda uygulama birliği oluşmuştur.
Buna karşın, idarenin kamulaştırma işlemini başlatmasına rağmen bedel ödememesi (kısmi kamulaştırma hali değil) veya mülkiyetin idareye geçirilmesi için tapu iptali ve tescil talep edilmesi durumlarında işlemin idari boyutu ağır bastığından idari yargı görevlidir. Profesyonel bir gayrimenkul hukuku avukatı, dava dilekçesinde talebin hukuki niteliğini doğru saptayarak görev itirazlarının önüne geçer ve zaman kaybını engeller.
4. Adli Yargıda Kamulaştırmasız El Atma Davası Nasıl Açılır?
Adli yargıda (Asliye Hukuk Mahkemesi) açılacak olan kamulaştırmasız el atma davasında, öncelikle taşınmazın mülkiyetinin davacıya ait olduğu tapu kaydıyla kanıtlanır. Daha sonra idarenin fiili el atma eyleminin tespiti için keşif ve bilirkişi incelemesi yapılır. Mahkeme, taşınmazın el atma nedeniyle uğradığı değer kaybını veya tamamen kullanılamaz hale gelmesi halinde taşınmazın tam bedelini belirler. Genellikle dava konusu taşınmazın kamulaştırmasız el atma tarihindeki değeri üzerinden tazminata hükmedilir.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerdir. Haksız fiil kaynaklı tazminat davalarında zamanaşımı süresi, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır (TBK m.72). Ancak kamulaştırmasız el atma halinde idarenin el atması devam ettiği sürece müdahale kesintisiz olduğundan, zamanaşımı işlemeyebilir; bu da uzman bir hukuk danışmanlığı gerektiren teknik bir alandır. Bu sebeple alanında uzman gayrimenkul hukuku avukatı ile çalışmak, hak kaybı yaşanmaması adına kritik önem taşır.
5. İdari Yargıda Açılacak Kamulaştırma Kaynaklı Davalar
İdari yargıya gitmeyi gerektiren durumlar şöyle sıralanabilir: İdarenin kamulaştırma işlemi tesis etmesine rağmen bedelin yatırılmaması, idari işlemle mülkiyet üzerinde kısıtlama getirilmesi (örneğin rezerv yapı alanı ilanı), kamulaştırmasız el atma değil de kamulaştırma işleminin iptali talebi. Ayrıca, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 13. maddesinde düzenlenen kamulaştırmasız el atmaya benzer şekilde, idarenin mülkiyet hakkını ihlal eden işlemler için İdare Mahkemesi’nde tam yargı davası açılabilir. Ancak bu davanın konusu “işlem” olduğundan görevli mahkeme idari yargıdır. Özellikle imar planlarından kaynaklanan şerhler, yapı yasağı gibi kısıtlamalar çoğunlukla idari eylem olarak değerlendirilmez; bu yüzden görevli mahkeme İdare Mahkemesi olacaktır.
Bir uyuşmazlıkta hem fiili el atma hem de idarenin bir işlemi varsa, görevli mahkeme belirlenirken “hukuki sebep” esas alınır. Uygulamada sıkça rastlanan yanlış yargı yoluna başvurma, davaların uzamasına ve yargılama giderlerinin artmasına neden olmaktadır. Bu nedenle görev itirazı ile zaman kaybetmemek için başlangıçta doğru mahkeme tespiti şarttır.
6. Karşılaştırmalı Tablo: Adli Yargı — İdari Yargı
| Kriter | Adli Yargı (Asliye Hukuk) | İdari Yargı (İdare Mahkemesi) |
|---|---|---|
| Davanın kaynağı | İdarenin fiili eylemi (kamulaştırmasız el atma) | İdarenin hukuki işlemi (iptal veya tam yargı) |
| Tipik talep | Mülkiyet hakkına dayalı tazminat, ecrimisil, müdahalenin men’i (eski hale getirme) | Kamulaştırma işleminin iptali, bedelin arttırılması, işlemden doğan tazminat |
| Süreç | Keşif, bilirkişi raporu, değer tespiti, HMK hükümleri | Dava dilekçesi, savunma, keşif, İYUK hükümleri |
| Yüksek yargı denetimi | Yargıtay | Danıştay |
7. Gayrimenkul Hukuku Avukatı ile Süreci Yönetmenin Avantajları
Her somut olayın kendine özgü koşulları olduğu için kamulaştırmasız el atma davasında görevli mahkeme tespiti teoride net gibi görünse de uygulamada karmaşık durumlar ortaya çıkabilmektedir. Örneğin, idare hem imar planı değişikliği yapmış hem de taşınmaza fiilen el atmış olabilir. Böyle bir durumda hangi yargı yolunun esas alınacağı hususunda bir gayrimenkul hukuku avukatı, dosyadaki delilleri ve yargı kararlarını yorumlayarak en isabetli stratejiyi belirler. Ayrıca, davanın her iki yargı yolunda da açılabileceği istisnai durumlarda, görev uyuşmazlığı çıkmasını engellemek için Yargıtay ve Danıştay içtihatlarını yakından takip eden bir avukatla çalışmak hak kaybını önler.
8. Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
8.1. Kamulaştırmasız el atma davasında görevli mahkeme adli yargıdır kararı kesin mi?
Evet, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 2018/1 E., 2019/1 K. sayılı kararı ile kamulaştırmasız el atma eylemlerinden doğan tazminat davalarının adli yargıda görüleceği kesin olarak hüküm altına alınmıştır. İstisnalar ise eğer dava “işlem” kaynaklı ise idari yargı görevlidir.
8.2. Taşınmaza fiilen el atıldı ama kamulaştırma bedeli konusunda anlaşma yapılamadı; hangi mahkeme?
Fiili el atma söz konusu olduğunda kamulaştırmasız el atma davası Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılır. Mahkeme taşınmazın rayiç bedelini tespit ederek tazminata hükmeder. Bedel konusundaki uyuşmazlık da adli yargı içinde çözümlenir.
8.3. Hangi durumlarda idari yargıya başvurulur?
İdarenin bir kamulaştırma kararı aldığı ancak işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla iptal davası; veya kamulaştırmasız el atma niteliği taşımayan, doğrudan bir plan veya şerh nedeniyle değer kaybına uğranılması halinde tam yargı davası açılabilir. Ayrıca, 2942 sayılı Kanun’un 10. maddesi uyarınca kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davaları da Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülür — unutulmaması gereken nokta, bu dava kamulaştırma bedeli davasıdır, kamulaştırmasız el atma değildir. Görev konusunda tereddüt edenler, dosya kapsamını değerlendirmesi için bir hukuk ofisinden destek almalıdır.
Kamulaştırmasız el atma davasında görevli mahkeme çoğu somut olayda Asliye Hukuk Mahkemeleri yani adli yargıdır. Ancak idarenin işlemleriyle karışık durumlarda mutlaka dosya üzerinden hukuki analiz yapılmalıdır. Mağduriyet yaşamamak için dava açmadan önce tapu kaydı, imar durumu, el atma tutanakları gibi belgelerle bir avukata danışılmalıdır. Unutulmamalıdır ki, yanlış yargı yolunda açılan dava usulden reddedilse bile görevli mahkemeye aktarılması mümkündür; ancak bu durum ciddi vakit kaybına neden olur. Bu nedenle bilinçli ve stratejik bir başvuru için alanında tecrübeli gayrimenkul hukuku avukatı desteği alınması, hem maddi hem manevi tazminat sürecini hızlandıracak ve en doğru sonuca ulaşmayı sağlayacaktır.
Son olarak, idarenin kamulaştırmasız el atmasına karşı sadece tazminat değil, aynı zamanda el atmanın men’i (durması) ve eski hale getirme de talep edilebilir. Ancak bazı hallerde taşınmazın artık eski haline döndürülmesi mümkün değilse (örneğin üzerinden yol geçmişse) bedel tazminatına hükmedilir. Hak kaybı yaşamamak için zamanaşımı sürelerine dikkat edilmeli ve gecikmeden dava yoluna başvurulmalıdır.
