İSTANBUL TAM YARGI DAVASI AVUKATI

İSTANBUL TAM YARGI DAVASI AVUKATI

TAM YARGI DAVASI
Günümüzde devletin idari kuruluşları ile vatandaş arasında ortaya çıkan uyuşmazlıklar neticesinde vatandaşların hakkının korunabilmesi çeşitli mevzuat hükümleri getirilmiştir. Bu kapsamda da tam yargı davası kişilerin tazminat taleplerini içeren ve idareye karşı açılan bir dava çeşididir. Usul ve esasları genel itibariyle İdari Yargılama Usulu Hakkında Kanun’da düzenlenmiştir. Bu kanunun ilgili maddeleri aşağıda anlatılacaktır.
TAM YARGI DAVASI USULÜ
Madde 12 – İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.
İlk olarak tam yargı davası açılabilmesi için ilk usul madde 12’de yukarıda anlatılmıştır. Bu kapsamda da idari işlem dolayısıyla hakları ihlal edilen vatandaşlar ilgili davayı konularına göre Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak baktığı davalardan ise Danıştay’da, vergi konusunda ise vergi mahkemelerinde ve genel görevli olan idare mahkemelerinde açabileceklerdir. Tam yargı davası iptal davası ile birlikte açılacağı gibi ayrı olarak tam yargı davası da açılabilir. Ayrıca ilk olarak iptal davası açılıp açılan iptal davasının sonuçlanmasının neticesinde tam yargı davası açabilecektir. Son olarak bir işlemin icrası sebebiyle hakları ihlal edilen vatandaşlar dava süresi için tam yargı davası açılabilir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus İdari Yargılama Usulü Kanunu 11. Maddesi çerçevesinde yapılan idari işlemin iptali, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması hakkını ortadan kaldırmamaktadır.
TAM YARGI DAVALARINDA SÜRE
Madde 13 – 1. İdari eylemlerden hakları ihlal edilmiş olanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veya başka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarak haklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmen veya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen günden itibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde bu sürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir
Eğer idari işlemden dolayı değil de idari bir eylemden ötürü vatandaşların hakları ihlal edildiyse bu durumda idareye başvurma zorunluluğu vardır. Bu kapsamda da bu eylemlerin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl içinde her halde de eylemden itibaren beş yıl içinde hakların yerine getirilmesi istenebilir. Bazı Danıştay kararlarında ise her halde beş yıl ibaresi eğer vatandaşın hakkı ihlal edilmesi ağır sonuçlara yol açtıysa bu durumda süre genişletebileceğini belirtmiştir. Eğer bu sürelerde başvuru reddedilirse bunun neticesinde dava açma süresi içinde tam yargı davası açılması gerekir. 

TAM YARGI DAVALARINDA YETKİ
Madde 36 – İdari sözleşmelerden doğanlar dışında kalan tam yargı davalarında yetkili mahkeme, sırasıyla: 
a) Zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümlemeye yetkili, 
b) Zarar, bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idarenin herhangi bir eyleminden doğmuş ise, hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yer, 
c) Diğer hallerde davacının ikametgahının bulunduğu yer.
İlgili madde neticesinde tam yargı davalarının açılacağı mahkemenin yetki esasına göre değerlendirilmesine bakıldığında ise: idari sözleşmelerden doğan davaların zararı doğuran idari uyuşmazlığı çözümleye yetkili makam nerede ise orada dava açılması gerekir. Eğer zarar bayındırlık ve ulaştırma gibi bir hizmetten veya idari eylemden kaynaklı ise hizmetin görüldüğü veya eylemin yapıldığı yerde dava açılması gerekir. Burada gibi hizmetler dediği için sınırlı sayıda değil benzer hizmetlerden dolayı da tam yargı davası konusuna giren bir dava varsa o da o hizmetin görüldüğü yerde açılacaktır. Son olarak bu iki hale girmeyen tam yargı davaları davacının ikametgahının bulunduğu yerde açılacaktır.
TAM YARGI DAVASINA KONU EMSAL DANIŞTAY KARARI
Tam yargı davası konusunda gerekli olan araştırmanın nasıl yapılacağı, hangi esaslara göre tam yargı davasının değerlendirildiği ve tam yargı davasının hukuki statüsü aşağıdaki emsal Danıştay kararında görülmektedir:
DANIŞTAY 15. DAİRE E. 2013/12447 K. 2018/2783 T. 20.3.2018 tarihli kararında:
ÖKARAR : Dava; davacının 06.08.2010 tarihinde ... Devlet Hastanesi Acil Servisi'nde yapılan hatalı enjeksiyon sebebiyle maruz kaldığını ileri sürdüğü zarara karşılık 20.000-TL maddi tazminat, 20.000-TL manevi tazminat olmak üzere toplam 40.000-TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.
... İdare Mahkemesince; dosyada yer alan Adli Tıp Raporundaki tespitler dikkate alınarak, davalı idarenin davacının rahatsızlığının meydana gelmesinde ağır hizmet kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.
İdarenin hukuki sorumluluğu, kişilere lütuf ve atıfet duygularıyla belli miktarda para ödenmesini öngören bir prensip olmayıp; demokratik toplum düzeninde biçimlenen idare-birey ilişkisinin doğurduğu hukuki bir sonuçtur. İdari yargı da, bu anlayış doğrultusunda, idare hukukunun ilke ve kurallarını uygulamak suretiyle, idarenin hukuki sorumluluk alanını ve sebeplerini içtihadıyla saptamak zorundadır.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davalarıdır. Bu tür davalarda mahkeme, hem olayın maddi yönünü, yani zararı doğuran işlem veya eylemleri, hem de bundan çıkabilecek hukuki sonuçları tespit edecektir.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmekte ve idarenin tazmin yükümlülüğünün doğmasına yol açmaktadır. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Dava dosyasının incelenmesinden; davacının sol omuzunda oluşan ağrı şikayeti ile 06.08.2010 tarihinde ... Devlet Hastanesi Acil Polikliniği'ne müracaat ettiği ve anılan hastanede sağ kalçasından enjeksiyon uygulandığı, sonrasında, davacının ... Devlet Hastanesi'nde hatalı enjeksiyon yapılması sebebiyle sağ bacağında incelme meydana geldiği, yürüyemeyecek ve çalışamayacak hale gelmesine sebebiyet verilmesi sonucu fiziki ve psikolojik sıkıntılara maruz kaldığından bahisle, olayda davalı idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek 20.000-TL maddi, 20.000-TL manevi olmak üzere toplam 40.000--TL'nin tazmin edilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesi tarafından; davacıya uygulanan tıbbi girişimlerde davalı idarenin hizmet kusurunun bulunup bulunmadığının tespiti için davaya konu olayla ilgili olarak ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2010/... esasına kayden açılan soruşturma kapsamında Adli Tıp Kurumu 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunca hazırlanan ../08/2012 tarih ve ... karar sayılı rapor dosya kapsamına alınmış, anılan raporda yer verilen "davacıya ... Devlet Hastanesi'nde uygulandığı belirtilen enjeksiyon sonucu gelişen bulguların enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğu ancak tıbbi belgelerde enjeksiyonun yanlış yere uygulandığına dair kayıt bulunmadığı, enjeksiyonun doğru bölgeye uygulanması durumlarında da ödem, hematom, ilacın difüzyon yoluyla sinir toksik etkisi, vücut yapısı, siyatik sinirin anatomik lokalizasyon farkı gibi sebeplerle nörapatinin gelişebileceği, nöropatinin enjeksiyon uygulamalarının beklenebilir komplikasyonu olarak değerlendirildiği, uygulanan tedavinin tıp kurallarına uygun olduğu" tespitlere istinaden, davalı idarenin davacının rahatsızlığının meydana gelmesinde ağır hizmet kusurunun olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava konusu olayda, davacının şikayeti üzerine yapılan ön inceleme sonucuna göre olay günü anılan hastanede görevli sağlık çalışanları hakkında soruşturma izni verilmesine dair ... Valiliği'nin .... tarih ve .. sayılı kararında, doktor tarafından öngörülen tedavi için yardımcı personel tarafından yapılan enjeksiyon ( IM ) uygulamasının, bu işi yapabilecek yetkiye sahip sağlık görevlisi tarafından ya da gözetiminde stajyer sağlık personeli tarafından yapılması gerektiği halde, enjeksiyonun staj yapan bir öğrenci tarafından gözetimsiz olarak yapıldığı, enjeksiyon yapılırken yetkili bir sağlık görevlisinin bulunmadığı gibi bu işlemi kimin yaptığına dair resmi bir kayıtta tutulmadığı belirtilmiş, davalı idarece dosyaya sunulan savunma dilekçesinde de, davacıya uygulanan enjeksiyonu yapan sağlık personelinin tespit edilemediği, stajyer öğrenci tarafından yapıldığı hususu kabul edilmiştir.
Her ne kadar, hükme esas alınan Adli Tıp Raporunda, davacıda oluşan arazın enjeksiyon uygulamalarının beklenebilir bir komplikasyonu olduğu belirtilerek, uygulanan tıbbi işlemlerin tıp kurallarına uygun olduğu yönünde görüş bildirilse de, doktor tarafından düzenlenen enjeksiyon ( IM ) uygulamasının yetkili bir sağlık personelince veya onun gözetimi ve denetimi altında yapılması gerekirken, bu uygulamanın denetim ve gözetim altında olmaksızın stajyer öğrenci tarafından yapılması ve yine uygulamayı yapan kişinin tespit edilememiş olması, sunulan sağlık hizmetinin özensiz ve denetimsiz biçimde kusurlu olarak işletildiğini göstermekte ve oluşan zararın idarece tazmin edilmesini gerekli kılmaktadır.
Bu durumda, İdare Mahkemesince davalı idarenin olayda hizmet kusuru bulunması nedeniyle, davacının uğradığı iddia edilen zararlar araştırılıp sonucuna göre maddi ve manevi tazminat istemleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken, davanın reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
SONUÇ : Açıklanan nedenlerle, ... İdare Mahkemesi'nin 10/07/2013 tarih ve E:2011/532; K:2013/605 Sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 2577 Sayılı Kanun'un 18.06.2014 gün ve 6545 Sayılı Kanunla eklenen Geçici 8. maddesinin 1. fıkrası ve 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 20/03/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu olarak Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kâğıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu bölgeleri ile Bursa ve Kocaeli şehirlerindeki ayrıca Darıca ile Gebze bölgesindeki müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Daha detaylı bilgi edinmek için Avukat İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu iletişim bölümünden iletişime geçebilirsiniz.

Etiketler: ,