TİCARİ UYUŞMAZLIKLARDA ZORUNLU ARABULUCULUK AVUKATI

TİCARİ UYUŞMAZLIKLARDA ZORUNLU ARABULUCULUK AVUKATI

TİCARİ UYUŞMAZLIKLARDA ZORUNLU ARABULUCULUK AVUKATI

 

            Arabuluculuk alternatif uyuşmazlık çözümü olan bir müessesedir. Ülkemizde ise hukukun birçok alanında arabulucuk faaliyeti olabilmektedir. Fakat bazı alanlarda arabuluculuk dava şartı olarak zorunlu biçimde uygulanmaktadır. Bunlardan bir tanesi de 1 Ocak 2019 tarihi itibariyle yürürlüğe girmiş olan ticari uyuşmazlıklarda arabulucuğun zorunlu hale gelmesidir. Bu tarihten itibaren arabuluculuk bir dava şartı olmuştur. Bu kapsamda da kişiler uyuşmazlıkların konusu ticari olduğunda dava açmadan önce arabuluculuk faaliyetini yerine getirmeleri ve bunun sonucunda anlaşamamaları gerekmektedir.

            Eğer arabulucuk faaliyeti yapılmadan dava açılırsa dava hakim tarafından dava şartı eksikliği yüzünden usulden reddedilecektir.

            Hukuki düzenlemesine bakıldığında ticari uyuşmazlıklar da dava şartı olarak zorunlu arabulucuk 19.12.2018 tarihinde yayımlanan Resmi Gazete’de 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. Bu kanunun 20, 21, 22 ve 23. Maddelerinde düzenlenmiştir. Sırasıyla bu maddeleri incelenecek olunursa;

MADDE 20- 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5 inci maddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki madde eklenmiştir.

MADDE 5/A- (1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

            Dava şartı olarak düzenlenmesinin hukuki temeli bu maddeye dayanmaktadır. Bu madde ile Türk Ticaret Kanunu’na ticari davaların konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri için zorunlu arabuluculuk eklenmiştir.

(2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.”

            Bu fıkra ile dava sürecinin uzatılmaması sağlanmaya çalışılmıştır. Altı hafta içinde sonuçlandırılmasının amacı budur. Fakat bazı durumlarda en fazla iki hafta ile arabulucu süreyi uzatabilmektedir.

MADDE 21- 6102 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.

“GEÇİCİ MADDE 12- (1) Bu Kanunun dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümleri, bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla ilk derece mahkemeleri ve bölge adliye mahkemeleri ile Yargıtayda görülmekte olan davalar hakkında uygulanmaz.”

            Ticari uyuşmazlıklarda zorunlu arabuluculuk faaliyetlerinin bazılarında zorunlu arabulucuk faaliyeti gerekli görülmemiştir. Bunlar ise fıkrada belirttiği gibi bu hükümlerin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilk derece mahkemesinde, bölge adliye mahkemesinde ve Yargtay’da görülen davalardır. Bu davalarda zorunlu arabuluculuk uygulanmayacaktır. 

MADDE 22- 7/6/2012 tarihli ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Şu kadar ki dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi hükmü saklıdır.”

MADDE 23- 6325 sayılı Kanuna Dördüncü Bölümden sonra gelmek üzere “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” başlığıyla Beşinci Bölüm ve aşağıdaki madde eklenmiş, diğer bölümler buna göre teselsül ettirilmiştir.

MADDE 18/A- (1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.

(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.

            Dava şartı olarak arabuluculuk faaliyetinin yapılması sonucunda anlaşmaya varılmadığında dava açılmak istendiğinde son arabuluculuk tutanağının dava dilekçesine eklenemesi gerekir. Eğer eklenmezse bu durumda bir haftalık kesin süre verilerek mahkemeye sunulması istenir. Sunulmadığında veya arabuluculuk faaliyeti hiç yapılmadığında bu durumda dava usulden reddedilir.

 (4) Başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır.

            Arabuluculuk başvurusunun yapılacağı yer ise yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna yapılması gerekir. Eğer arabuluculuk bürosu yoksa bu durumda görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılması gerekir.

(5) Arabulucu, komisyon başkanlıklarına bildirilen listeden büro tarafından belirlenir. Ancak tarafların listede yer alan herhangi bir arabulucu üzerinde anlaşmaları hâlinde bu arabulucu görevlendirilir.

            Arabulucu konusunda tarafların ortak arabulucu seçebilme imkanı tanınmıştır.

(8) Arabulucu, görevlendirmeyi yapan büronun yetkili olup olmadığını kendiliğinden dikkate alamaz. Karşı taraf en geç ilk toplantıda, yetkiye ilişkin belgeleri sunmak suretiyle arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu durumda arabulucu, dosyayı derhâl ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilmek üzere büroya teslim eder. Mahkeme, harç alınmaksızın dosya üzerinden yapacağı inceleme sonunda en geç bir hafta içinde yetkili büroyu kesin olarak karara bağlar ve dosyayı büroya iade eder. Mahkeme kararı büro tarafından 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümleri uyarınca taraflara tebliğ edilir. Yetki itirazının reddi durumunda aynı arabulucu yeniden görevlendirilir ve dokuzuncu fıkrada belirtilen süreler yeni görevlendirme tarihinden başlar. Yetki itirazının kabulü durumunda ise kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya başvurulabilir. Bu takdirde yetkisiz büroya başvurma tarihi yetkili büroya başvurma tarihi olarak kabul edilir. Yetkili büro, beşinci fıkra uyarınca arabulucu görevlendirir.

            Bu madde arabulucuk açısından elzemdir. Arabulucunun yetkisine itiraz edildiğinde bu madde çerçevesinde kişi en geç ilk toplantıda ileri sürülmesi gerekir. Yetki itiraz çerçevesinde arabulucu dosyayı sulh hukuk mahkemesine gönderir. Bu durumda karşımıza iki sonuç çıkmaktadır. Bu sonuçlar süre bakımından önemlidir. İlk olarak sulh hukuk mahkemesi eğer yetki itirazını reddederse bu durumda arabulucu yeniden görevlendirilmektedir. Bu kapsamda da süre yeniden görevlendirmeden itibaren başlamaktadır. Ama eğer yetki itirazı kabul edilirse bu durumda kişi tekrardan yetkili büroya başvurursa yetkili büroya başvurma tarihi olarak süre hesap edilir.

(9) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla bir hafta uzatılabilir.

            Arabulucuya yapılan başvuru neticesinde arabulucu uyuşmazlığı 3 hafta içinde sonuçlandırmalıdır. Bazı zorunlu durumlarda 1 haftalık uzatma arabulucu tarafından sağlanabilir. Bu maddenin amacı arabuluculuğun uyuşmazlığı uzatma amacına dönüşmemesidir.

(10) Arabulucu; taraflara ulaşılamaması veya taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması ya da tarafların anlaşması yahut tarafların anlaşamaması hâllerinde arabuluculuk faaliyetini sona erdirir ve son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl arabuluculuk bürosuna bildirir.

(11) Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmez. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması sebebiyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.

            Arabuluculuk toplantısının ilkine katılmayan tarafın eğer geçerli bir mazereti yoksa dava açıldığında haklı çıksa bile yargılama giderlerine mahkum edilir. Bu maddenin amacı ise kişileri arabulucuk faaliyetine yönlendirmektir.

 (15) Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

            Arabulucuk faaliyetlerinin yapılması için yapılan başvuru ile son tutanağın düzenlenmesi arasında geçen zamanda zamanaşımı süresi durmakta ve hak düşürücü süre işlememektedir. Bunun neticesinde de hak kayıpları gündeme gelmemektedir.

 

HİZMETLERİMİZ VE İLETİŞİM

 

İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu olarak Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kâğıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu bölgeleri ile Bursa ve Kocaeli şehirlerindeki ayrıca Darıca ile Gebze bölgesindeki müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Daha detaylı bilgi edinmek için Avukat İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu iletişim bölümünden iletişime geçebilirsiniz.

Bu sitede yer alan tüm makaleler ve içerikler Avukat İsmail Yıldırım’a ait olup, izinsiz şekilde kopyalanması, çoğaltılması ve dağıtılması halinde yasal yollara başvurulacaktır.