KAMULAŞTIRMA AVUKATI

KAMULAŞTIRMA AVUKATI

 

 

İDARE HUKUKU

Aşağıda kamulaştırma ile alakalı Yargıtay kararlarını ve Omdustmanlık ile ilgili tavsiye kararları bulabilirsiniz:

KAMULAŞTIRMADAN ARTA KALAN KISMIN BEDELİNİ İSTEME HAKKI

 Kamulaştırma yapılırken taşınmazın bir kısmı bırakılmış ve kalan kısmın kullanımının mümkün olmadığı durumlar olabilir. Bu hallerde geri kalan kısmın da kamulaştırılmasının istenmesi mümkündür. Örneğin taşınmazın ortasından geçen bir kamulaştırma işleminde kamulaştırma yapılmayan kısmın kullanışsız şekilde kalması durumunda bu kısım için de mahkemeye kamulaştırma talebi söz konusu olabilir. Buna ilişkin bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararını aşağıda paylaşıyorum;

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

Esas Numarası: 1994/5-819

Karar Numarası: 1995/130

Karar Tarihi: 01.03.1995

Taraflar arasındaki "kamulaştırma" dâvasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Sinop Asliye Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 30.9.1993 gün ve 1992/402-1993/361 sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine,

Yargıtay 5.Hukuk Dairesinin 18.4.1994 gün ve 1994/6409- 8550 sayılı ilâmı:

(...Dava, kamulaştırmadan arta kalan kesimin kamulaştırmasına karar verilmesi istemi ile açılmıştır.

Davacı kamulaştırma işleminin tebliği üzerine kamulaştırma kanununun 12/5.maddesindeki 30 günlük süre içerisinde davalı idareye başvurarak arta kalan kesimin kamulaştırılmasını talep etmiştir. İdarece bu konuda bir işlem yapılmamıştır. Bu durumda mal sahibinin adli mahkemede ancak kamulaştırmadan arta kalan kısmın bedelini istemek hakkı mevcuttur. Adli mahkemeden idari merciilere emir niteliğinde karar verilmesi mümkün değildir. Davanın bu nedenle reddi yerine kamulaştırmadan arta kalan kesim işe yaramadığından söz edilerek davanın kabulüne karar verilmesi, doğru görülmemiştir...) gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARI:

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenin Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

SONUÇ: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı (BOZULMASINA) oybirliği ile karar verildi.

KAMULAŞTIRMA BEDEL TESPİTİNDE EMSAL ALINACAK TAŞINMAZ YAKIN TARİHLİ SATIŞ OLMALI VE BENZER ÖZELLİKLER TAŞIMALIDIR.
Kamulaştırma bedel tespiti davasında emsal alınacak taşınmazın yakın tarihli satış olması ve dava konusu taşınmazla benzer özellikler taşıması gerekitğine dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 26.06.2013 tarih 2013/18-32 E. 2013/885 K. sayılı kararı aşağıda paylaşıyorum;

 

YARGITAY

HUKUK GENEL KURULU

Esas Numarası: 2013/18-32

Karar Numarası: 2013/885

Karar Tarihi: 26.06.2013

KAMULAŞTIRMA BEDELİNİN TESPİTİ

KAMULAŞTIRILAN TAŞINMAZIN TESCİLİ

ÖZETİ: Gerçekçi  ve doğru sonuçlara ulaşılabilmesi için amaç; emsal alınan taşınmazın satış tarihinin değerlendirme tarihinden önce ve değerlendirme tarihine yakın bulunması, dava konusu taşınmaza örnek teşkil edebilecek nitelikte, dava konusu taşınmaz ile aynı veya yakın semtlerde bulunması, topografik yapısı, manzarası, konumu, üzerinde yapılabilecek inşaat ve katlar için izin ve ruhsat sınırları, yüzölçümleri, imar uygulamasına konu edilmiş olup olmadıkları, sokak, cadde veya şehir alanlarına cepheleri ve mesafeleri gibi yönlerden benzer ya da yakın özelliklere sahip bulunması gereklidir. İzmir gibi büyük şehirlerde yukarıda açıklanan bu özellikler itibarıyla dava konusu taşınmaza daha yakın konumda ve değerlendirme tarihine yakın satış tarihli taşınmaz satışlarının bulunması mümkün olduğu halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz ile yukarıda açıklanan özellikler itibarıyla benzer özellikler taşımayan ve satış tarihinin 1993 olması nedeniyle aradan geçen uzun sürenin yanıltıcı sonuçlara götürebileceği de dikkate alınmadan 1242 ada 24 parselin satışının somut emsal alınmış olması,

Tapu kaydındaki davalının 2/3 payında mevcut vakıf şerhinin kamulaştırma bedeline yansıtılmamış olması,doğru görülmemiştir.

Dava ve Karar: Taraflar arasındaki “kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İzmir Asliye 8.Hukuk Mahkemesi’nce davanın kabulüne dair verilen 22.03.2011 gün ve 2010/97 E-2011/101 K. sayılı kararın incelenmesi davacı vekilince istenilmesi üzerine, Yargıtay 18. Hukuk Dairesi’nin 22.03.2012 gün ve 2012/2431 E-2012/3055 K. sayılı ilamı ile;

(...Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu hüküm kurmaya yeterli değildir.

Şöyle ki;

1- Kamulaştırma Yasası'nın 10.maddesi ile bedelin tespiti esaslarını düzenleyen 11.maddenin (g) bendi hükmüne göre; kamulaştırılacak taşınmazın arsa olarak kabulü halinde kamulaştırma (değerlendirme) gününden önceki özel amacı olmayan emsallerin satış değeri esas alınarak değerinin tespit edilmesi gerekir.

Bu esaslara göre gerçekçi ve doğru sonuçlara ulaşılabilmesi için ana amaç; emsal alınan taşınmazın satış tarihinin değerlendirme tarihinden önce ve değerlendirme tarihine yakın bulunması, dava konusu taşınmaza örnek teşkil edebilecek nitelikte, dava konusu taşınmaz ile aynı veya yakın semtlerde bulunması, topografik yapısı, manzarası, konumu, üzerinde yapılabilecek inşaat ve katlar için izin ve ruhsat sınırları, yüzölçümleri, imar uygulamasına konu edilmiş olup olmadıkları, sokak, cadde veya şehir alanlarına cepheleri ve mesafeleri gibi yönlerden benzer ya da yakın özelliklere sahip bulunması gereklidir. İzmir gibi büyük şehirlerde yukarıda açıklanan bu özellikler itibarıyla dava konusu taşınmaza daha yakın konumda ve değerlendirme tarihine yakın satış tarihli taşınmaz satışlarının bulunması mümkün olduğu halde hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz ile yukarıda açıklanan özellikler itibarıyla benzer özellikler taşımayan ve satış tarihinin 1993 olması nedeniyle aradan geçen uzun sürenin yanıltıcı sonuçlara götürebileceği de dikkate alınmadan 1242 ada 24 parselin satışının somut emsal alınmış olması,

2- Tapu kaydındaki davalının 2/3 payında mevcut vakıf şerhinin kamulaştırma bedeline yansıtılmamış olması,

Doğru görülmemiştir.

Mahkemece tarafların vereceği ya da re'sen getirtilecek kayıtlar üzerinden yukarıda açıklanan ilkelere uygun taşınmaz satışları araştırılarak emsal olabilme niteliklerine uygun bulunanlar tespit edilip bu emsallerin 11.maddenin (d) bendinde öngörülen vergiye esas olmak üzere ilgili belediyelerce bulundukları cadde veya sokak için değerlendirme tarihindeki asgari m² değerleri getirtilip, dava konusu taşınmazın değerlendirme, emsal taşınmazların ise değerlendirmeye esas alınan satış tarihleri itibarıyla imar düzenlemesi sonucu meydana gelen imar parselleri olup olmadıkları da belediye imar müdürlüğü ve tapu müdürlüklerinden araştırılıp bu emsallere göre ve ayrıntılı olarak karşılaştırma yapan raporlar alınarak oluşacak duruma göre ve bozmanın ikinci bendi de gözetilerek karar verilmelidir.

Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar göz önünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir....)

gerekçesi ile bozularak dosya yerine geri çevrilmekle yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

TEMYİZ EDEN: Davacı vekili

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulu’nca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

Dava, 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 10.maddesine dayanan kamulaştırmabedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili istemine ilişkindir..

Davacı vekili, afete maruz bölgede kalması nedeniyle kamulaştırma kararı verilen 1630 ada 1 parsel sayılı taşınmazda pay sahibi olarak gözüken “A.” ye kayyum tayin edildiğini, ulaşılamadığı için pazarlık görüşmelerine davet edilemediğini ileri sürerek, kamulaştırma bedelinin tespiti ile dava konusu payın davacı Belediye adına tescilini istemiştir.

Davalı kayyum, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, Sultaniye Mahallesi 1242 ada 24 parsel sayılı taşınmazı emsal alan bilirkişi raporu doğrultusunda kamulaştırma bedeli belirlenerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Davalı vekilinin temyizi üzerine hüküm, Özel Dairece yukarıya metni aynen alınan gerekçe ile bozulmuştur.

Yerel Mahkemece, bozma ilamının 2.bendine uyulmuş olmakla beraber; bozma ilamının 1.bendine önceki gerekçe ile direnilmiştir.

Direnme kararını temyize davacı vekili getirmiştir.

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; kamulaştırma bedelinin belirlenmesinde mahkemece alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya yeterli olup olmadığı, bozma ilamında değinilen şekilde yeniden emsal araştırılmasının gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.

Dosya içeriği, toplanan delillere göre ve özellikle Özel Daire bozma ilamında belirtilen gerekçelerle, Hukuk Genel Kurulu’nca da benimsenen bozma ilamına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

Sonuç: Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma ilamında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı kanunun 440.maddesi uyarınca hükmün tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 26.06.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

KAMULAŞTIRMASIZ EL ATMADA BEDEL TALEBİ EDİLMELİDİR. (KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU TAVSİYE KARARI)
                                                    TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ KAMU DENETÇİLİĞİ KURUMU (OMBUDSMANLIK)

SAYI : 94019529-101.07.04-E.918

BAŞVURU NO : 2017/11417

KARAR TARİHİ:18/01/2018|

TAVSİYE KARARI

BAŞVURAN :

BAŞVURAN VEKİLİ / TEMSİLCİSİ :

BAŞVURUYA KONU İDARE : Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı

BAŞVURUNUN KONUSU : Başvuranın kamulaştırmasız el atma dolayısıyla tazminat talebi hakkındadır.

BAŞVURU TARİHİ : 11.9.2017

I. BAŞVURANIN İDDİA VE TALEPLERİ

1) Başvuran, Ankara İli, Keçiören İlçesi, Yakacık Mahallesi’nde … parsel sayılı arsanın sahiplerinden olduğunu, söz konusu arsanın 160 m2 lik kısmının Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırmasız el atma sureti ile işgal edilerek yol yapılması nedeniyle arsayı fiilen kullanımının mümkün olmadığını, kendisi ile birlikte el birliği ile malik olanlar tarafından Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde E.2009/478 sayılı dosya kapsamında dava açıldığını ve mahkemece tazminata hükmedildiğini ancak kendisinin yurtdışında olması sebebiyle bu davaya taraf olamadığını belirterek, kamulaştırmasız el atma dolayısıyla kendisine tazminat ödenmesini talep etmektedir.

II. İDARENİN BAŞVURUYA İLİŞKİN AÇIKLAMALARI

2) Şikâyet başvurusunun çözüme kavuşturulması amacıyla Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan 06/10/2017 tarih ve E.11806 sayılı yazımız ile bilgi ve belge talep edilmiş olup Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın 14/11/2017 tarih ve E.119672 sayılı cevabi yazı ve eklerinde özetle;

        2.1) Keçiören İlçesi, Yakacık Mahallesi … parselde yer alan taşınmaza ilişkin işgal edilen alanın yüz ölçümü ve işlemin ne zaman yapıldığına ilişkin arşiv kayıtlarında yapılan                  inceleme neticesinde söz konusu parselin Çekirge Caddesine isabet ettiği ve taşınmaz cephesine isabet eden kısmın yaya yolu olarak düzenlendiğinin tespit edildiği,

        2.2) …’e ait taşınmaza ilişkin herhangi bir kamulaştırma kararının bulunmadığı, 

        2.3) Söz konusu parsel üzerinde kamulaştırma kararı ve başvuran tarafından açılmış bir dava bulunmadığı dolayısıyla başvurana söz konusu parselde kayıtlı hissesi için                        herhangi bir bedel ödenmediği, tarafımıza bildirilmiştir.

III. İLGİLİ MEVZUAT

3) İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 17 nci maddesinde; “hiç kimsenin keyfi olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılamayacağı” düzenlenmiştir.

4) Avrupa Birliği Temel Haklar Şartı’nın "Mülkiyet Hakkı” başlıklı 17 nci maddesinde; “mülkten yoksun bırakılma sonucunda, zamanında ödenecek adil tazminat” koşuluna yer verilmiştir.

5) Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokol’ün “mülkiyetin korunması” başlıklı 1 nci maddesinde; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir.

6) 2709 sayılı T.C. Anayasası’nın “Cumhuriyetin nitelikleri” başlıklı 2.maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir” hükmü,

        6.1) “Mülkiyet Hakkı” kenar başlıklı 35’nci maddesinde; “herkesin mülkiyet ve miras hakkına sahip olduğu, bu hakların ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği ve            mülkiyet hakkının kullanılmasının toplum yararına aykırı olamayacağı” hükmü,

       6.2) “Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı” başlıklı 74 üncü maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkrasında; “Herkes, bilgi edinme ve kamu denetçisine                       başvurma hakkına sahiptir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığına bağlı olarak kurulan Kamu Denetçiliği Kurumu idarenin işleyişiyle ilgili şikâyetleri inceler.” hükmü,

7) 6328 sayılı Kamu Denetçiliği Kurumu Kanununun “Kurumun görevi” başlıklı 5 inci maddesine göre; “(1) Kurum, idarenin işleyişi ile ilgili şikâyet üzerine, idarenin her türlü eylem ve işlemleri ile tutum ve davranışlarını; insan haklarına dayalı adalet anlayışı içinde, hukuka ve hakkaniyete uygunluk yönlerinden incelemek, araştırmak ve idareye önerilerde bulunmakla görevlidir. (2) Ancak; a) Cumhurbaşkanının tek başına yaptığı işlemler ile resen imzaladığı kararlar ve emirler, b) Yasama yetkisinin kullanılmasına ilişkin işlemler, c) Yargı yetkisinin kullanılmasına ilişkin kararlar, ç) Türk Silahlı Kuvvetlerinin sırf askerî nitelikteki faaliyetleri, Kurumun görev alanı dışındadır.”

8) 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun;

        8.1) “Amaç ve kapsam” başlıklı 1 inci maddesinde; “Bu Kanun; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malların,          Devlet ve kamu tüzelkişilerince kamulaştırılmasında yapılacak işlemleri, kamulaştırma bedelinin hesaplanmasını, taşınmaz malın ve irtifak hakkının idare adına tescilini,                        kullanılmayan taşınmaz malın geri alınmasını, idareler arasında taşınmaz malların devir işlemlerini, karşılıklı hak ve yükümlülükler ile bunlara dayalı uyuşmazlıkların çözüm usul            ve yöntemlerini düzenler.”,

        8.2) “Kamulaştırma şartları” başlıklı 3 üncü maddesinde; “İdareler, kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için                gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini…ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilirler.”

        8.3) “Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti” başlıklı geçici 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında; “Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya              kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek          üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle,          mülkiyet hakkından doğan talepler, bedel talep edilmesi hâlinde bedel tespiti ve diğer işlemler bu madde hükümlerine göre yapılır. Bu maddeye göre yapılacak işlemlerde                      öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması dava şartıdır.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

IV. KAMU DENETÇİSİ YAHYA AKMAN’IN KAMU BAŞDENETÇİSİ'NE ÖNERİSİ

9.) Başvuranın iddiaları, idarenin konu ile ilgili açıklamaları, ilgili mevzuat ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek hazırlanan “Tavsiye Kararı Önerisi” Kamu Başdenetçisi’ne sunulmuştur.

V. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE

A. Hukuka ve Hakkaniyete Uygunluk Yönünden

10) Şikayet başvurucusu, 1 no’lu paragrafta açıklandığı üzere Ankara İli, Keçiören İlçesi, Yakacık Mahallesi’nde … parsel sayılı arsanın sahiplerinden olduğunu, söz konusu arsanın 160 m2 lik kısmının Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırmasız el atma sureti ile işgal edilerek yol yapıldığından bahisle kendisine tazminat ödenmesi talebiyle Kurumumuza başvurmuştur.

11) Kamulaştırmasız el atma yerleşik içtihatlarda; kamulaştırma yapmaya yetkili devlet, kamu tüzel kişileri, kamu kurumları veya kamu yararı bulunması halinde adlarına kamulaştırma yapılacak gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin, kamu gücünü kullanarak Anayasa ve yasalara uygun bir kamulaştırma işlemi yapmaksızın, bir kimsenin mülkiyetinde bulunan taşınmaz malına sahiplenme kastı ile ve fiilen ya da hukuken mal sahibinin tasarruf hakkını engellemesi olarak değerlendirilmiştir. (Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E. 2013/95, K. 2014/176 sayılı Kararı ile 10/04/2003 tarih, E.2002/112, K.2003/33 sayılı Kararı; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15/10/2004 tarih, E.2004/5-561, K.2004/717 sayılı Kararı).

12) Şikayete konu olayda başvuranın elbirliği halinde malik bulunduğu arsa üzerine Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından kamulaştırmasız el atılarak yola katıldığı iddia edilmektedir. Nitekim maliklerden bir kısmı aynı iddia ile Ankara 2. Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde E.2009/478 sayılı dosya kapsamında dava açmışlardır. Söz konusu davada Mahkeme “Davalının kamu menfaatini düşünerek bahçe duvarını ve bahçedeki diğer eklenti duvarını ve ağaçları kaldırarak özel mülkiyet olan taşınmazın yol haline getirilmesi hukuka aykırılığı sona erdirmez. Fiilen el atılmış ve yol haline getirilmiş.” İfadelerini kullanarak kamulaştırmasız el atmanın mevcut olduğu dolayısıyla idarece tazminat ödenmesine hükmetmiştir. 

13) Yine Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E. 2013/95, K. 2014/176 sayılı Kararında fiili yol ile kamulaştırmasız el atmanın Türk hukukunda en karakteristik örneğinin kamulaştırmasız el atmalar olduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte Kararda, “Kamulaştırmasız el atma, idarenin, bir kişiye ait taşınmazı bilerek veya bilmeyerek kamulaştırmaya ilişkin usul ve kurallarına uymaksızın ve bir bedel ödemeksizin işgal ederek kamu hizmetine tahsis etmesi şeklinde tanımlanmaktadır. Buna göre, kamulaştırmasız el atmadan söz edilebilmesi için, kişiye ait gayrimenkulün idarece (kamu hizmetinde kullanılmak amacıyla) işgal edilmiş olması ve bu işgalin kanunda öngörülen usul ve esaslara uyularak tesis edilmiş bir kamulaştırma işlemine dayanmadan gerçekleştirilmiş olması gerekmektedir.” denilmiştir.

14) Anayasa Mahkemesinin 3/4/2014 tarih 2013/711 sayılı bireysel başvuru kararında ise; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi 1 No’lu Ek Protokolün 1 inci maddesinin(prg.5.) üç temel kuraldan oluştuğu ifade edilmiştir. Birinci kural, genel olarak mülkiyetten barışçıl yararlanma veya mülkiyete saygı ilkesidir. İkinci kural mülkiyetten yoksun bırakmayı düzenler ve bunu belirli koşullara bağlı kılar. Üçüncü kural ise devletlerin kamu yararına uygun olarak ve bu amacın gerektirdiği ölçüde yasaların uygulanması yoluyla mülkiyetin kullanımını kontrol etme yetkisini tanımaktadır. (bkz. Sporrong ve Lönnroth / İsveç, B. No: 7151/75, 7152/75, 23/9/1982, § 61). Bu kapsamda Anayasa'nın 35 inci maddesi(prg.6.1.) de Sözleşme'ye Ek 1 No.lu Protokol'ün 1 inci maddesindeki düzenlemeye paralel şekilde, birinci fıkrasında mülkiyet hakkını tanımış, ikinci ve üçüncü fıkralarında ise mülkiyet hakkının sınırlandırılması ve bu sınırlandırmanın ölçütü belirtilmiştir. Buradan hareketle bir kimsenin mülkiyet hakkına devlet tarafından müdahale edilecek ise bu müdahale Anayasa'nın 35 inci maddesine uygun olarak ve kanunlar ile gösterilen usul ile yapılmalı ve mülkiyete konu malvarlığının değeri idarece kendiliğinden ödenmelidir.

15) 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırılmaksızın kamu hizmetine ayrılan taşınmazların bedel tespiti” başlıklı Geçici 6. maddesinin birinci fıkrasında(prg.8.3.) kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasında fiilen kamu hizmetine ayrılan taşınmazlara malikin rızası olmaksızın fiili olarak el konulması sebebiyle bedel talep edilmesi hâlinde dava şartı olarak öncelikle uzlaşma usulünün uygulanması hükme bağlanmıştır. Bu kapsamda idarenin daveti veya malikin müracaatı üzerine, fiilen el konulan taşınmazın idarenin daveti veya malikin müracaat ettiği tarihteki tahmini değerinin söz konusu hüküm çerçevesinde tespit edileceği, uzlaşma sağlanamazsa, uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malik veya idare tarafından bedel tespiti davası açılabileceği hükme bağlanmıştır.

16) Somut olayın değerlendirilmesi neticesinde Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununda öngörülmüş usuller uygulanmadan, fiili el atma sureti ile başvuranın taşınmazında 28.11.1966 tarihli ve 12492 sayılı Encümen Kararı ile yol inşa edildiği, Kanunun Geçici 6 ncı maddesinde belirtilen 09/10/1956 ile 01/11/1983 tarihleri arasında fiilen kamu hizmetine ayrılarak kamulaştırmasız el atma sureti ile başvuranın mülkiyet hakkının ihlal edilmesine rağmen başvurana bedel ödenmediği, bununla birlikte başvurana herhangi bir

 

İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu olarak Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kâğıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu bölgeleri ile Bursa ve Kocaeli şehirlerindeki ayrıca Darıca ile Gebze bölgesindeki müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Daha detaylı bilgi edinmek için Avukat İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu iletişim bölümünden iletişime geçebilirsiniz.