İSTANBUL SİGORTA AVUKATI

İSTANBUL SİGORTA AVUKATI

SİGORTA HUKUKU GENEL BİLGİLER

Sigorta hukuku Türkiye’de ve Dünyada diğer tüm hukuk dallarına oranla yeni bir hukuk dalı olmakla birlikte çok hızlı bir gelişim kat etmiştir. Bu kapsamda da gerek mali olarak gerekse de etki alanı bakımından insanların günlük yaşamının bir parçası haline gelmiştir. Bu kapsam da ilk olarak sigorta kavramını açıklamak gerekirse sigorta bir tarafta sigortacının diğer tarafta sigorta ettirenin bulunduğu bir sözleşmedir. Sigorta sözleşmesinde sigortacı ortaya çıkabilecek rizikonun yani riskin gerçekleşmesi durumunda zararı karşılamaktadır. Sigorta ettiren ise sigortalattırdığı emtia veya birbaşka menfaatini zarardan koruyabilmek için prim ödeme borcu altına girmektedir.

Sigorta hukuku TTK, Sigortacılık Kanunu gibi düzenlemelerle kanun koyucu tarafından düzenlenmiştir.

Sigorta hukukunda aracılar: Sigorta hukukundan acenta aracı olabilmektedir.

MADDE 102- (1) Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denir.

(2) Bu Kısımda hüküm bulunmayan hâllerde aracılık eden acentelere Türk Borçlar Kanununun simsarlık sözleşmesi hükümleri, sözleşme yapan acentelere komisyon hükümleri ve bunlarda da hüküm bulunmayan hâllerde vekâlet hükümleri uygulanır.

(3) Taşıma, deniz ticareti, sigorta, turizm gibi alanlara ilişkin özel düzenlemeler saklıdır.

Şeklinde düzenlenmektedir. Bu kapsamda da sigortacılık kanunu da aynı çerçevede düzenlemiştir. Acentalar da yapılan herhangi bir sigorta sözleşmesi genellikle sigortacı ile yapılmış sayılmakta ve acentaya verilen prim genellikle sigortacıya verilmiş prim yerine sayılmaktadır.

SİGORTA HUKUKUNDA GÜVENCE HESABI

Zorunlu sigortalar bakımından ilgili düzenlemeye bakıldığında:

MADDE 14 – (1) Bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde Güvence Hesabı oluşturulur.

             (2) Hesaba;

             a) Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için,

             b) Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için,

             c) Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için,

             ç) Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için,

             d) Yeşil Kart Sigortası uygulamaları için faaliyet gösteren Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca yapılacak ödemeler için,

             başvurulabilir. Bakanlar Kurulu, gerekli görülen hallerde, eşyaya gelecek zararların kısmen veya tamamen Hesaptan karşılanmasına karar vermeye yetkilidir.

             (3) Hesabın gelirleri; birinci fıkrada belirtilen zorunlu sigortalar ve yeşil kart sigortaları için tahsil edilen toplam primlerin yüzde biri oranında sigorta şirketlerince ödenecek katılma payları ile sigorta ettirenlerden safî primlerin yüzde ikisi oranında tahsil edilecek katılma paylarından oluşur. Bakan, bu oranları binde beşe kadar indirmeye veya tekrar kanunî sınırlarına kadar yükseltmeye yetkilidir.

             (4) Sigorta şirketleri, üçüncü fıkra hükmü gereğince kendileri tarafından ödenmesi gereken bir takvim yılına ilişkin katılma paylarını takip eden yılın Şubat ayı sonuna kadar; sigorta ettirenlerden tahsil edilen katılma paylarını ise tahsil edildikleri ayı takip eden ayın sonuna kadar Hesaba yatırmak zorundadır.

             (5) Hesap kapsamındaki her zorunlu sigorta ve yeşil kart sigortası için ayrı hesap açılır ve bunların gelir ve giderleri bu hesaplarda izlenir.

             (6) Hesabın gelir ve giderleri ile işlemleri, Müsteşarlıkça her yıl denetlenir.

             (7) Hesabın kuruluşuna, işleyişine, fon varlıklarının nemalandırılmasına, Hesaptan yapılacak ödemelere, gerek ilgililere gerekse Türkiye Motorlu Taşıt Bürosuna yapılacak rücûlara, 24 üncü madde uyarınca oluşturulacak bilgi merkezine ve Komisyona yapılacak katkı payı ve diğer harcamalara ilişkin esaslar yönetmelikle düzenlenir.

 

Kişi tespit edilemiyorsa, bedensel zarar ortaya çıkmışsa bu durumda güvence hesabına başvurulur. Sadece zorunlu sigortalar bakımından geçerli olan bir düzenlemedir.

Bir diğer konu ise sigorta şirketi birden iflas etti, güvence hesabı devreye girecektir. Maddi ve bedensel zararlar için geçerlidir.

Örneğin: Araç kaçırıldı ise bu durumda güvence hesabı sorumlu olacaktır.

Güvence hesabının kasasına yapılan her sigortadan belli oranda verilir.

 

SİGORTA ETTİRENİN GÖREVLERİ

Sözleşme öncesi ihbar yükümlülüğ sigorta ettirenin en önemli görevlerindendir. Sigorta sözleşmesi kurulmadan önce sigorta ettiren beyan yükümlülüğünü yerine getirmek zorundadır.

 

MADDE 1435- (1) Sigorta ettiren sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Sigortacıya bildirilmeyen, eksik veya yanlış bildirilen hususlar, sözleşmenin yapılmamasını veya değişik şartlarda yapılmasını gerektirecek nitelikte ise, önemli kabul edilir. Sigortacı tarafından yazılı veya sözlü olarak sorulan hususlar, aksi ispat edilinceye kadar önemli sayılır.

 

Sigorta ettiren sigorta ile alakalı bildiği bilmesi gereken hususları bildirmek beyan etmek anlatmak zorundadır. Söz konusu sözleşmeyi sigortacı hiç yapmayacaksa yada primi arttıracaksa bu hususta beyan yükümlülüğü olarak karşımıza çıkmaktadır.

Beyan yükümlülüğü riziko gerçekleşmeden önce ihlal edildiğinde:

MADDE 1439- (1) Sigortacı için önemli olan bir husus bildirilmemiş veya yanlış bildirilmiş olduğu takdirde, sigortacı 1440 ıncı maddede belirtilen süre içinde sözleşmeden cayabilir veya prim farkı isteyebilir. İstenilen prim farkının on gün içinde kabul edilmemesi hâlinde, sözleşmeden cayılmış kabul olunur. Önemli olan bir hususun sigorta ettirenin kusuru sonucu öğrenilememiş olması veya sigorta ettiren tarafından önemli sayılmaması durumu değiştirmez.

1440. madde çerçevesinde, sigortacı beyan yükümlülüğünün ihlalini öğrendiğinde 15 gün içinde sözleşmeden cayabilir yada prim farkı talep edebilir. Prim farkı talebi tercih etmişse 10 gün içinde kiraya veren tarafından ödenmesi gerekir ödenmezse sözleşmeden cayılmış sayılmaktadır.

Beyan yükümlülüğü riziko gerçekleştikten sonra ihlal edilmişse:

MADDE 1439

(2) Rizikonun gerçekleşmesinden sonra, sigorta ettirenin ihmali ile beyan yükümlülüğü ihlal edildiği takdirde, bu ihlal tazminatın veya bedelin miktarına yahut rizikonun gerçekleşmesine etki edebilecek nitelikte ise, ihmalin derecesine göre tazminattan indirim yapılır. Sigorta ettirenin kusuru kast derecesinde ise beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı varsa, sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcu ortadan kalkar; bağlantı yoksa, sigortacı ödenen primle ödenmesi gereken prim arasındaki oranı dikkate alarak sigorta tazminatını veya bedelini öder.

Burada ilk olarak beyan yükümlülüğü kasıtlı şekilde ihlal edildiyse ve ortaya çıkan sonuç ile bağlantı da varsa sigortacı sigorta ettirene tazminat ödenmez.

Kast bulunmakla birlikte ve bağlantı yoksa bu durumda; (ödenen prim / ödenmesi gereken prim)X(zarar) şeklinde hesaplama yapılarak tazminat ödenir.

İhmal varsa ve bağlantı da bulunuyorsa durumda ihmalin derecesine göre indirim yapılır.

İhmal varsa ama bağlantı yoksa bu durumda tazminatın tamamı ödenir.

 

HİZMETLERİMİZ VE İLETİŞİM

İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu olarak Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kâğıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu bölgeleri ile Bursa ve Kocaeli şehirlerindeki ayrıca Darıca ile Gebze bölgesindeki müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Daha detaylı bilgi edinmek için Avukat İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu iletişim bölümünden iletişime geçebilirsiniz.