İSTANBUL/KARTAL TİCARİ DAVALARDA ARABULUCUK

İSTANBUL/KARTAL TİCARİ DAVALARDA ARABULUCUK

              İSTANBUL/KARTAL TİCARİ DAVALARDA ARABULUCUK

 

Mahkeme yargılamalarının çeşitli sorunlar oluşturması sebebi ile çözüm üretmek adına son yıllarda alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri hukuk dünyasında rağbet görmüştür. Bu rağbete kanun koyucu da ilgisiz kalmayarak ilk önce 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabulucuk Kanunu’nu daha sonra 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nu ve son olarak da 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunu’nu yürürlüğe sokmuştur. Kanun koyucu da bu kanunlar ile uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin daha dostane bir şekilde kısa sürede çözümlenmesini amaçlamıştır. İş Mahkemeleri Kanunu uygulamasına göre iş davalarında zorunlu arabulucuk şartı sayesinde dava sayılarında düşüş izlenmiş ve tarafların arabulucuğa yaklaşımı olumlu bulunmuştur. İlk uygulamanın verimli geçmesinden sonra da ikinci adım olarak ticari davalarda arabuluculuk zorunlu dava şartı olarak düzenlenmiştir.

7155 sayılı kanun ile Türk Ticaret Kanunu’nda yapılan değişiklik ile ticari davalarda ve tazminat istemlerinde dava açılmadan önce arabulucuya başvurmak zorunludur. Arabulucuya başvuru süreci İş Mahkemeleri Kanunu ile çok benzerdir. Ancak önemli bir farklılık kendisini süre noktasında göstermektedir. Arabulucu 6 hafta içerisinde görüşmeleri neticeye bağlamak zorundadır; yeterli olmadığı durumlarda bu süre sadece 2 hafta uzatılabilir. Ticari uyuşmazlıkların karmaşık yapısı dikkat alınırsa sürenin uzatılması yerinde bir tercih olmuştur.

 

  1. Ticari Dava Nedir?

Ticari dava, Türk Ticaret Kanunu Madde 4’te tanımlanmaktadır. Hükme göre;

“(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;

a) Bu Kanunda,

b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki

962 ilâ 969 uncu maddelerinde,

c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,

d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,

e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,

f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,

öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır”.

            İlgili hükme göre ticari davaları görmeye yetkili mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. Kanunun getirdiği yenilik ile birlikte taraflar uyuşmazlık söz konusu olduğunda mahkemeye başvurmadan önce arabuculu önünde görüşmeler yapmak zorundadır. Aksi halde, dava şartı eksikliği nedeni ile dava usulden reddedilecektir. İstanbul/Kartal’da hizmet veren Yıldırım Hukuk & Danışmanlık Bürosu uzun yıllardır ticari davalar alanında hizmet sunmaktadır. Yapılan son değişiklik ile beraber müvekkillerinin hak kaybına uğramaması ve haklarını en etkin şekilde savunmaları için uyum çalışmalarını büyük hızla sürdürmektedir. Bu doğrultuda, ticari uyuşmazlık yaşıyorsanız güvenerek Av. İsmail Yıldırım’ın tecrübesine başvurabilirsiniz.

  1. Ticari Uyuşmazlıklarda Arabulucuk Süreci Nasıl İşleyecektir?

1.1.2019 tarihinden önce ilk derece veya istinaf mahkemelerinde görülmekte olan uyuşmazlıklarınız değişiklikten etkilenmeyecektir. İlgili kanun 1.1.2019 tarihi sonrası ortaya çıkacak olan ve yargı makamlarının önüne taşınmak istenen uyuşmazlıklar için zorunlu dava şartı olarak arabulucuğu öngörmüştür. Başvuru, uyuşmazlığın konusuna göre yetkili mahkemenin bulunduğu yer arabuluculuk bürosuna, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise görevlendirilen yazı işleri müdürlüğüne yapılır. Ticari uyuşmazlıklarda, yetkili asliye ticaret mahkemesinin bulunduğu yerdeki arabulucuk bürosuna başvuru yapılacaktır. Daha sonra Arabulucuk ofisi yetkin arabulucuya uyuşmazlığa atayacaktır. Ancak taraflar arabulucunun şahsı konusunda ortak mutabakata varabilirler. Bu aşamada Yıldırım Hukuk & Danışmanlık Bürosu arabulucuya da vekalet vermeniz halinde sizin adınıza başvuru yaparak işlemlerini yerine getirir.

            Arabulucuk sürecinin bir faydası ise süreleri koruma altına almasıdır. Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez. Taraflar hak kaybına uğrama tehdidi olmaksızın arabuluculuk görüşmelerinin özgür iradeleri ile devam ettirebilirler.

-Arabulucuk ile İlgili Yargıtay Kararları-

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi- E. 2014/9899, K. 2014/20785, T. 13.11.2014

Uyuşmazlığın çözümünde tarafların serbest iradeleriyle hiçbir baskıya maruz kalmaksızın, kararlaştırdıkları ve formel yargılama ( genel mahkeme yargılaması ) sistematiğine göre daha basit yöntemle, az zaman, az uğraş ve masrafla, uyuşmazlığın, bu şekilde daha kolay halledileceğine ilişkin anlaşmalarının "Kamu Düzenine Aykırı" olduğu ve daha masraflı, uzun süreli, hantal nitelikli ve bu özellikleri nedeniyle çoğu örneklerde olduğu gibi ihlal kararlarına konu olan formel yargılama yoluna gitmelerinin zorunlu ve bu hususun "kamu düzeni gereği" olduğu yolundaki Daire görüşüne katılmak imkânı bulunmamaktadır.

Kaldı ki; Daire kararında "sözleşmenin kuruluşunda bizzat sözleşme içeriğinde tahkim şartı öngörülmesi halinde işçinin işverene bağımlı durumda bulunması ve bu nedenle tahkim şartının işçiyi bağlamayacağı" yolundaki genel gerekçeye de katılmak mümkün değildir. Zira taraflar arasında sözleşme imzalanmadan, taraf iradeleri uyumlu bir şekilde örtüşmeden önce akdin kurulup tamamlandığından bahsetmek imkânı zaten bulunmamaktadır.

Dolayısıyla, başta Anayasamızda teminat altına alınmış bulunan "Dava Açma ve Hak Arama Hürriyetinin" tahkim, sulh yöntemleri veya uyuşmazlıkların Alternatif Çözüm Yollarıyla ( ADR-Alternatif Dispute Resolution ) çözülebileceğine ilişkin uygulamalarla bertaraf edilmediği açıktır.

6100 sayılı HMK'da 313-315 maddelerinde SULH düzenlenmişken, aynı Yasanın Onbirinci kısmının tamamen TAHKİM'e ayrılmış olması yanında, bu kısımda da tahkime özel olarak Sulh'ün ayrıca 434. maddede de yeniden kabul edilmiş olması ve özellikle SULH'ün usûl ekonomisi hükümlerinde önceliğe sahip olmasının da ötesinde, Hakimin özellikle ön inceleme duruşmasında bu hususu taraflara hatırlatma ve özendirme görev ve sorumluluğunu hüküm altına alan yasa koyucunun yetki ve görevin "kamu düzeninden" olduğunu bilmediğinden ve bu düzenlemeleri benimseyerek abesle iştigal ettiğinden söz edilemez.

Evrensel Hukukun vazgeçilmez ilkesi haline gelen ve çağdaş, tüm Dünyada benimsendiği için gün be gün yaygınlaşma eğilimi bulunan benzer yöntemlerin hukuk sistemimizce de benimsendiği ve genel kabul gördüğü hususunda hiçbir tereddüt bulunmamaktadır. Anayasamızın 90. md/4 f. hükmü gereğince kabul edilen başta AİHS'nin özellikle 6. md. uyarınca da bu yöntemlerin aynı zamanda "adil yargılanma ilkesine" uygun olduğu hususu da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıyla da doğrulanmaktadır.

-Ticari Dava ile İlgili Yargıtay Kararları-

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi- E.2017/503, K. 2018/4870, T. 5.12.2018

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. 6335 Sayılı Kanun'un 2. maddesiyle değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 Sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.

Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davaya konu uyuşmazlık için özel bir düzenleme bulunmadığından davanın ticaret mahkemesinde görülebilmesi için tarafların tacir ve dava konusunun tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir. İşin ticari iş olması davanın doğrudan ticaret mahkemesinde görülmesini gerektirmez. Davalının kuruluş kanununa göre tacir olmadığı anlaşıldığından her iki tarafın tacir olma koşulu gerçekleşmediği için davaya bakmaya ticaret mahkemesi görevli olmayıp Asliye Hukuk mahkemesi görevlidir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece resen gözetilmelidir. Bu nedenle mahkemece davanın görevsizlik nedeniyle dava şartı yokluğundan reddi gerekirken esasın incelenip davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması uygun bulunmuştur.

 

HİZMETLERİMİZ VE İLETİŞİM

İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu olarak Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kâğıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu bölgeleri ile Bursa ve Kocaeli şehirlerindeki ayrıca Darıca ile Gebze bölgesindeki müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Daha detaylı bilgi edinmek için Avukat İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu iletişim bölümünden iletişime geçebilirsiniz.