İSTANBUL-İCRA HUKUKUNA GÖRE ŞİKAYET USULÜ

İSTANBUL-İCRA HUKUKUNA GÖRE ŞİKAYET USULÜ

ŞİKAYET USULÜ

İcra müdürü veya memuru hukuka aykırı eylemlerde bulunduğu zaman o eylemin düzeltilmesi, değiştirilmesi veya iptal edilmesi amacıyla başvurulan yola şikayet yolu adı verilmektedir.

Şikayet usulü İcra İflas Kanunu’nun 16. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre:

Madde 16 – (Değişik: 3/7/1940-3890/1 md.) Kanunun hallini mahkemeye bıraktığı hususlar müstesna olmak üzere İcra ve İflas dairelerinin yaptığı muameleler hakkında kanuna muhalif olmasından veya hadiseye uygun bulunmamasından dolayı icra mahkemesine şikayet olunabilir. Şikayet bu muamelelerin öğrenildiği tarihten yedi gün içinde yapılır.

Bir hakkın yerine getirilmemesinden veya sebepsiz sürüncemede bırakılmasından dolayı her zaman şikayet olunabilir.

               Bu bakımdan icra müdürünün yapmış olduğu eylem kanuna aykırı olabilir, hadiseye uygun davranılmamış olabilir, hakkın yerine getirilmemiş olması olabilir, sebepsiz sürüncemede bırakılması olabilir ve son olarak kamu düzenine aykırı bir işlem yapılmış olabilir. Bu sebeplerden ilk ikisi oluşturan kanuna aykırılık ve hadiseye uygun olmama 7 günlük şikayet süresine tabiidir. Hakkın yerine getirilmemesi veya sürüncemede bırakılması durumu var ise bu durum süresiz şikayete tabiidir. Fakat bu süre icranın tamamlanmasına kadar ki süreyi kapsamaktadır.

               Şikayet yapılacak merci konusuna değinmek gerekirse yetkili kurum icra mahkemeleridir. İcra dairesinin bağlı olduğu icra mahkemesine şikayet yapılmaktadır. Burada işlemi yapan icra dairesi olması gözden kaçırılmamalıdır. Örnek vermek gerekirse kişilerin haciz talebini takibi yapan icra dairesi değil başka bir icra dairesi istinabe yoluyla yapabilmektedir. Haciz esnasında yukarıdaki durumlardan biri meydana gelmişse bu durumda şikayet haczi yapan icra dairesinin bulunduğu yerdeki icra mahkemesine yapılacaktır.

               Önemli olan bir diğer husus ise şikayet hususları sınırlı sayıda sayılmıştır. Bu bakımdan şikayetin bu sebepler dışında olması mümkün değildir.

               İcra mahkemesinin yapmış olduğu değerlendirme bir dava değildir. Şikayet icra hukukuna ait bir kurumdur. Bu çerçevede davalı ve davacı değil, şikayet eden ve şikayet edilen bulunmaktadır. Bu bakımdan önemli olan konu ortaya çıkan karar maddi anlamda bir kesinlik teşkil etmemesidir.

               Şikayete konu olabilecek hususlardan bazıları ise: takip talebi neticesinde ödeme emrinin çok uzun süre gönderilmemiş olması, haczedilmemesi gereken malların haczedilmesi, çekişmesiz haciz malı varken çekişmeli malların haczedilmesi olabilir.

Konuyla alakalı Yargıtay Kararı aşağıda bulunmaktadır:

YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ E. 2018/2942 K. 2018/5735 T. 4.6.2018 tarihli kararında:

ÖZET : Meskeniyet iddiası sebebiyle haczedilmezlik şikayetinde bulunulan taşınmazın belirtilen miktarda hissesinin borçlu adına kayıtlı olduğu görülmektedir. Buna göre, şikayetçiye ait taşınmazın değerinin, arsa ve üzerindeki yapının toplam değerinden borçlunun hissesine düşecek miktara göre tespit edilmesi gerekirken, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında; şikayetçiye isabet eden arsa hissesine göre arsa değeri hesap edilirken üzerindeki yapının tamamı hesaplamada dikkate alınmıştır. Haciz tarihine göre, borçlu ile aynı çatı altında yaşayan ve borçlunun bakmakla yükümlü olduğu kişilerin tespitinin yapılması gerekirken, haciz tarihine göre bahse konu araştırma yapılmadan, bilirkişiler, borçlunun haline münasip alabileceği evin değerlerini saptamış olup, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporları bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir.

Mahkemece, şikayete konu taşınmazın gerek arsa gerekse üzerindeki yapı değerinin borçlunun hissesine göre hesaplanması sağlanarak, şikayete konu taşınmazdaki borçluya isabet edecek hisse değeri tespit edildikten sonra, haciz tarihinde borçlu ile aynı çatı altında yaşayan ve borçlunun bakmakla yükümlü olduğu kişilerin tespitinin yapılarak, bu tespite göre borçlunun haline münasip alabileceği ev değeri belirlenerek, bu değerler arasında karşılaştırma yapılmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkikinin taraflarca istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:

KARAR : Borçlunun temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Borçlu vekili, 08.01.2014 tarihinde, icra mahkemesine başvurarak, meskeniyet şikayetinde bulunmuştur.

I- ) İcra takip dosyasının incelenmesinde; borçlunun, şikayete konu edilen, ... ili ... ilçesi ... mahallesi 6916 ada 9 parselde bulunan 11.116/15.081 hisseli “2 katlı kargir bina ve arsası” vasıflı taşınmazına 13.12.2013 tarihinde haciz konulduğu, tapu kaydında 2 katlı kargir binanın tamamının borçluya ait olduğuna dair kayıt bulunmadığı, taşınmazın haczine dair 103 davetiyesinin borçlu tarafa 02.01.2014 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.

II- Mahkemece, yürütülen şikayet dosyasının incelenmesinde;

a- ) Borçlunun sosyal ve ekonomik durumuna yönelik dosyada bulunan deliller;

- ... İlçe Jandarma Komutanlığı'nca düzenlenen 05.02.2014 tarihli araştırma tutanağında, borçlunun eşi, kızı, annesi, babası ve anneannesi ile birlikte yaşadığı bilgisine yer verilmiştir.

- 03.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda; “Zemin katta anne, baba ve nine olmak üzere 3 kişi, 1. katta karı, koca ve çocuk 4 kişi olmak üzere toplam 7 kişi ikamet etmektedir” bilgisine yer verilmiştir.

- Davalı taraf, başka mahkemelerce alınan 22.03.2011 ve 25.08.2010 tarihli ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanaklarını dosyaya delil olarak sunmuş, burada borçlunun bakmakla mükellef olduğu kişilerin, eşi ve 2 kızı olduğu gösterilmiştir.

b- ) Borçlunun meskeniyet şikayetine konu ettiği evin değeri ile haline münasip evi belirlemeye yönelik olarak yapılan keşifler ve alınan bilirkişi raporlarında;

ba ) 28.03.2014 tarihinde yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi raporlarının incelenmesinde;

baa ) 03.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda;

- Borçlunun arsada bulunan hissesine göre arsa değeri hesaplanırken 2 katlı binanın değerinin tamamı hesaplamaya dahil edilerek, meskeniyet şikayetine konu evin değeri 133.348 TL olarak bulunmuştur.

- Haline münasip eve yönelik olarak; “Yapmış olduğumuz araştırmada 7 kişinin yaşayabileceği bir daire veya müstakil evin değeri 100.000,00TL ve 150.000,00TL arasındadır. Dosyada belirtilen icra borcu ödendikten sonra geriye kalan para ile 7 kişinin ikamet edebileceği bir konut alınamayacağı ….” hususuna yer verilmiştir.

bab ) 16.05.2014 tarihli ek bilirkişi raporunda;

- Haline münasip eve yönelik olarak; “Tarafımızdan yapılan araştırmada 7 kişi olan borçlu ve ailesinin yaşayabileceği, haline münasip bir mahalle ve semtinde alabileceği bir daire veya müstakil evin değerinin 135.000,00TL olacağı ...” hususuna yer verilmiştir.

bac ) 10.06.2014 tarihli ek bilirkişi raporunda;

- Haline münasip eve yönelik olarak; “Tarafımızdan yapılan araştırmada 6 kişi olan borçlu ve ailesinin yaşayabileceği, haline münasip bir mahalle ve semtinde alabileceği bir evin değeri olarak 16.05.2014 tarihli ek raporumuzda belirtilen 135.000,00 TL, borçlu ve ailesinin ihtiyacını karşılayacak nitelikte bir evin fiyatı olarak tespit edilen değerdir” hususuna yer verilmiştir.

bb ) 10.10.2014 tarihinde yapılan keşif neticesinde alınan bilirkişi raporlarının incelenmesinde;

bba ) 13.10.2014 tarihli bilirkişi raporunda;

- Borçlunun arsada bulunan hissesine göre arsa değeri hesaplanırken 2 katlı binanın değerinin tamamı hesaplamaya dahil edilerek, meskeniyet şikayetine konu evin değeri 147.514 TL olarak bulunmuştur.

- Haline münasip eve yönelik olarak; “Borçlunun haline münasip bakmakla yükümlü olduğu 7 kişi için mevcut dairenin ancak yeterli olduğu, ...il sınırlarında borçlunun ailesi ile ikamet edebileceği mütevazi bir semtte 4 oda 1 salonu olan bir evde kalabileceği ve bu konutun değerinin yaptığımız araştırmalara göre 140.000,00 TL'den aşağı değerde olamayacağı ...” hususuna yer verilmiştir.

bbb ) 04.03.2015 tarihli ek bilirkişi raporunda;

- Haline münasip eve yönelik olarak; “… kendisi ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerle beraber evde 5 kişinin yaşadığı, borçlunun haline münasip bakmakla yükümlü olduğu kişiler için ... il sınırlarında borçlunun ailesi ile ikamet edebileceği mütevazi bir semtte 3 oda 1 salonu olan bir evde kalabileceği ve bu konutun değerinin yaptığımız araştırmalara göre 100.000,00 TL'den aşağı değerde olamayacağı ...” hususuna yer verilmiştir.

Yürütülen yargılama neticesinde, mahkemece, borçlunun haciz tarihinde, eşi, kızı ...l, anne ve babası olmak üzere beş kişi ile yaşadığına kanaat getirildikten sonra, 04.03.2015 tarihli ek bilirkişi raporu doğrultusunda, meskeniyet şikayetinin kabulüyle şikayete konu taşınmazın, 100.000 TL'den az olmamak üzere satılarak borçlunun haline münasip ev alması için gerekli olan 100.000 TL'nin kendisine, artanın alacaklıya ödenmesine karar verilmiştir.

İİK'nun 82. maddesinin 1. fıkrasının 12. bendi gereğince; borçlunun "haline münasip" evi haczedilemez. Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı adı geçenin haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirlenir. Buradaki "aile" terimi, geniş anlamda olup, borçlu ile birlikte aynı çatı altında yaşayan, bakmakla yükümlü olduğu kişileri kapsar. İcra mahkemesince, borçlunun sözü edilenlerle birlikte barınabileceği haline münasip meskeni temin etmesi için gerekli bedel bilirkişilere tespit ettirildikten sonra, haczedilen yerin kıymeti bundan fazla ise, İİK'nun 82/3. maddesine göre satılmasına karar verilmeli ve satış bedelinden yukarda nitelikleri belirlenen mesken için gerekli olan miktar borçluya bırakılmalı, kalanı hak sahiplerine ödenmelidir.

Bu kıstasları aşan nitelik ve evsaftaki yerlerle, makul ölçüleri geçen oda ve salonu kapsayan ve ikamet için zorunlu unsurları içeren bir meskenin dışındaki yerler, maddede öngörülen amaca aykırıdır. Borçlunun görev ve sıfatı, kendisinin yukarda belirlenenden daha görkemli bir meskende ikamet etmesini gerektirmez.

Borçlunun, şikayete konu taşınmazın bulunduğu yerde oturması zorunlu olmadığından, sosyal ve ekonomik durumuna uygun daha mütevazi semtlerde edinebileceği meskenin değerinin bilirkişi marifeti ile tespit edilerek sonucuna göre karar verilmelidir.

Somut olayda;

i- ) Meskeniyet iddiası sebebiyle haczedilmezlik şikayetinde bulunulan taşınmazın 11.116/15.081 hissesinin borçlu adına kayıtlı olduğu görülmektedir. Buna göre, şikayetçiye ait taşınmazın değerinin, arsa ve üzerindeki yapının toplam değerinden borçlunun hissesine düşecek miktara göre tespit edilmesi gerekirken, mahkemece alınan bilirkişi raporlarında; şikayetçiye isabet eden arsa hissesine göre arsa değeri hesap edilirken üzerindeki yapının tamamı hesaplamada dikkate alınmıştır.

ii- Haciz tarihine göre, borçlu ile aynı çatı altında yaşayan ve borçlunun bakmakla yükümlü olduğu kişilerin tespitinin yapılması gerekirken, haciz tarihine göre bahse konu araştırma yapılmadan, bilirkişiler, borçlunun haline münasip alabileceği evin değerlerini saptamış olup, dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporları bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir.

O halde, mahkemece, şikayete konu taşınmazın gerek arsa gerekse üzerindeki yapı değerinin borçlunun hissesine göre hesaplanması sağlanarak, şikayete konu taşınmazdaki borçluya isabet edecek hisse değeri tespit edildikten sonra, haciz tarihinde borçlu ile aynı çatı altında yaşayan ve borçlunun bakmakla yükümlü olduğu kişilerin tespitinin yapılarak, bu tespite göre borçlunun haline münasip alabileceği ev değeri belirlenerek, bu değerler arasında karşılaştırma yapılmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Borçlunun temyiz isteminin kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca re'sen ( BOZULMASINA ), bozma nedenine göre tarafların temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 04.06.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

İLETİŞİM

İstanbul Kartal’da bulunan Avukat İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu olarak:

-İcra müdürlüğüne karşı şikayet talebinin oluşturulması ve takibinin yapılması

-Takip talebinin istenmesi

-Ödeme emrinin tebliğinin takibi

-Haciz işlemlerinin yapılması

-Menfi tespit davasının açılması ve takibi

-Ödeme emrine itiraz edilmesi

-İstirdat davasının açılması ve takibi

-İstihkak davasının açılması ve takibi

-Hacze iştirak usulünün takibi

-Paraya çevirme işlemlerinin yapılması

gibi işlemlerinin yapılması uzman kadromuzla yapılmaktadır. 

İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu olarak Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kâğıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu bölgeleri ile Bursa ve Kocaeli şehirlerindeki ayrıca Darıca ile Gebze bölgesindeki müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Daha detaylı bilgi edinmek için Avukat İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu iletişim bölümünden iletişime geçebilirsiniz.