İSTANBUL İCRA AVUKATI

İSTANBUL İCRA AVUKATI

İSTANBUL İCRA AVUKATI

İCRA HUKUKU NEDİR?

İcra ve iflas hukuku 2004 kanun numaralı 1932 yılında yürürlüğe giren birçok değişikliğe uğrayarak günümüzde kullanılan İcra ve İflas Kanunu çerçevesinde vatandaşların ifa edilmemiş borçları devlet vasıtasıyla tazmin ettirdiği alanın adıdır.

İcra ve iflas hukuku iki ana alandan oluşmaktadır. Bunlardan ilki cüz’i icra ikincisi ise külli icradır. Cüz’i icra da hem subjektif hem de objektif açıdan cüziliğin olduğu genellikle alacaklı ve borçlunun tarafı olduğu dava açılmadan bile sadece o borç için takibin yapılması manasına gelirken, külli icra da ise borçlunun tüm alacaklıları, borçlu üzerinde hak sahibi olduğu mahkeme kararı üzerine verilen icra çeşididir. Cüz’i icra ilamlı ve ilamsız icra olarak ikiye ayrılmaktadır. Yıldırım Hukuk Bürosu olarak hem cüzi ve hem de külli icra takipleri yapmaktayız.

İLAMLI İCRA NEDİR?

Hükmün taraflara verilen suretine ilam denmektedir. Taraflardan birinin mahkeme ilamına veya ilam niteliğindeki bir belgeye dayanarak ifa edilmemiş borcunu icra ettirmeye çalıştığı alandır.

İLAMSIZ İCRA NEDİR?

Konusunu para, teminat alacağı ve kiralanın tahliyesi konularının oluşturduğu genel haciz yolu ve kambiyo senetlerine haiz haciz yolu gibi takiplerin yapılabildiği İcra ve İflas Kanunun 42. Maddesinden itibaren çeşitli maddelerde düzenlenen konu ilamsız icrayı oluşturmaktadır.

İlamsız icra takip talebi ile başlamaktadır. İcra ve İflas Kanunun 58. Maddesinde düzenlenmektedir.

Takip talebinin ardından ödeme emri icra dairesi tarafından borçluya tebliğ edilmektedir. Ödeme emrine borçlu itiraz edebilmektedir. İtiraz ve diğer konularda icra hukukunda sürelere riayet edilmesi önemlidir. Çünkü itirazların süresinde yapılmaması birçok hakkın kaybedilmesine sebep olabilmektedir. Genellikle 7, 10 günlük süreler bulunmakla birlikte 6 ay ve 1 senelikte süreler bulunmaktadır. Bu süreler hak düşürücü süre niteliğindedir. Sürlerin kaçırılmaması ve usulüne uygun işlemlerin yapılması için Yıldırım Hukuk Bürosu olarak müvekkillerimize hizmetlerimize devam etmekteyiz.

İCRA HUKUKUNDA DAVALAR

İtiraz usulü ve itirazın kaldırılması konusu icra hukukunun önemli alanlarındandır. İtiraz icra dairesine yapılmakta itirazın kaldırılması, itirazın geçici kaldırılması icra mahkemelerinde dava açılarak yapılmakla birlikte itirazın iptali davası genel mahkemelerde açılmaktadır.

Ayrıca genel mahkemelerde borçlu menfi tespit davası açabilme hakkına sahiptir. Eğer borçlu icra tehdidi altında kendisinin olmayan borcu ödemişse genel mahkemelerde istirdat davası açabilmektedir.

HACİZ

Borçlunun haczedilebilir malları üzerine borca yetecek kadar kısmına hukuken el koyulmasıdır. Haciz işlemi icra müdürlüğü tarafından yapılmaktadır. Haciz işlemi yapıldıktan belirli bir süre sonra paraya çevrilme işlemi yapılması zorunludur. Yapılmadığı takdirde haciz kendiliğinden ortadan kalkmaktadır.

Yıldırım Hukuk Bürosu olarak haciz işlemlerinin yapılmasında, haciz işlemlerinden sonra paraya çevrilme ve ardından satış işlemlerinde müvekkillerimize deneyimlerimizle kadromuzla işlemleri hızlı ve etkin çözme konusunda yardımcı olmaktayız.

YARGITAY KARARLARI

İcra hukuku konusunda zengin içtihatlara sahip bir ülke olan Türkiye’de icra mahkemesi kararları genellikle şekli manada kesin hüküm teşkil eden kararlar vermekle birlikte maddi anlamda da kesin hüküm teşkil eden kararları olmaktadır. Yargıtay’ın da icra hukuku konusunda çeşitli kararları bulunmaktadır:

Paraya çevirme, borçlunun üçüncü kişilerde olan alacağı ve satış talebi konusuyla alakalı güncel tarihli Yargıtay kararı:

12. Hukuk Dairesi       

2016/9010 E.

2016/11603 K.

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Alacaklı tarafından borçlu hakkında kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile başlatılan icra takibinde, borçlunun, takibin kesinleşmesinden sonra banka hesaplarına konulan haczin düşmüş olması nedeni ile haczin kaldırılması için icra müdürlüğüne talepte bulunduğu, müdürlükçe, para üzerine uygulanan hacizlerde İİK.nun 106–110 maddelerinin uygulanamayacağı gerekçesi ile talebin reddedildiği, borçlu vekilinin bu karara karşı şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece şikayetin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 
İİK'nun "paraya çevirme" başlığını taşıyan 106. ve devamı maddelerinde taşınır ve taşınmaz malların satış usulü düzenlenmiştir. Borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağı, taşınır hükmündedir. Aynı Kanun'un 110. maddesinde ise; “Bir malın satılması kanuni müddet içinde istenmez veya talep geri alınıp da, bu müddet içinde yenilenmezse o mal üzerindeki haciz kalkar” hükmü yer almaktadır.
Somut olayda; haciz, satılarak paraya çevrilmesi zorunlu mala değil, bankalardaki hak ve alacaklar üzerine konulmuş olup, İİK'nun 106. maddesinin 2. fıkrası hükmüne göre borçlunun üçüncü kişi bankadaki alacağı menkul hükmünde ise de, mahcuz para alacağı için satış söz konusu olmadığından, paranın icra dosyasına celbi talebinin, satış talebi gibi değerlendirilip buna göre inceleme yapılarak hüküm kurulmalıdır. 
O halde mahkemece, yukarıdaki ilkeler de nazara alınıp inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. 
SONUÇ : Borçlunun temyiz itirazlarının kabulü ile mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istek halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 19.04.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir diğer konu ise güncel tarihli bir kararında haczin yenilenmesi konusundadır:

12. Hukuk Dairesi

2015/5245 E.

2015/8281 K.

 

Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının onanmasını mutazammın 03.11.2014 tarih, 28384/25760 sayılı daire ilamının müddeti içinde tashihen tetkiki borçlu tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Sair karar düzeltme nedenleri yerinde değil ise de;
Alacaklı tarafından başlatılan takibe karşı borçlunun, yapılan ihalenin usulsüz olduğunu ileri sürerek feshi istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece, şikayetin reddine ve para cezasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Borçlunun taşınmazı üzerine 04/09/2009 tarihinde haciz konulduğu, alacaklının talebi üzerine 29/05/2013 tarihinde haczin yenilendiği, ihaleye esas olan kıymet takdirinin 03/07/2012 tarihinde yapıldığı, ihalenin ise 16/01/2014 tarihinde gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
Alacaklının haczin yenilenmesi talebi ilk hacizden vazgeçme anlamına geldiğinden 29/05/2013 tarihli haciz sonrası yeniden kıymet takdiri yapılması gerekirken, düşmüş hacze dayalı olarak belirlenen kıymet takdiri herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmaz. Bu hususun mahkemece resen gözetilmesi gerekir.
O halde mahkemece kalkmış (düşmüş) hacze dayalı kıymet takdiri esas alınarak yapılan ihalenin usulsüz olduğu gözetilerek ihalenin feshi yerine şikayetin reddine karar verilmesi isabetsiz olup, kararın bu nedenle bozulması gerekirken Dairemizce onandığı anlaşılmakla borçlunun karar düzeltme isteminin kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ :Borçlunun karar düzeltme isteminin kısmen kabulü ile Dairemizin 03.11.2014 tarih ve 2014/28384 E. - 2014/25760 K. sayılı onama ilâmının kaldırılmasına, mahkeme kararının yukarıda yazılı nedenlerle İİK'nun 366 ve HUMK'nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), 02.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Yıldırım Hukuk Bürosu olarak güncel Yargıtay kararlarını takip etmekte, değişiklik yapılan kanun maddelerini değerlendirmek ve müvekkillerimize bu konularda daha kaliteli hizmet sunmaktayız.

HİZMETLERİMİZ VE İLETİŞİM

İstanbul icra avukatı olarak Yıldırım Hukuk Bürosu İstanbul Anadolu Adliyesi, Çağlayan Adliyesi, Bakırköy Adliyesi ve Büyükçekmece Adliyesi gibi adliyeler başta olmak üzere İstanbul’un ve Türkiye’nin her yerinde:

  • İcra takiplerinin açılması ve açılan dosyaların takiplerinin yapılması
  • Borçlara itiraz edilmesi
  • İcra takiplerine itiraz edilmesi
  • İtiraz edilen dosyalara karşı itirazın iptali davaların açılması ve takibi
  • Haciz işlemlerinin yapılması
  • Çek,bono ve poliçe ile alakalı kambiyo senetlerine özgü takiplerin yapılması ve davaların açılması
  • İflas erteleme davasının açılması ve takibinin yapılması
  • Menfi tespit davasının açılması ve takiplerin yapılması
  • İstirdat davasının açılması
  • Şikayet prosedürünün işletilmesi

konularında ve ilgili konularda hizmetlerimizi müvekkillerimize sunmaktayız.

İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu olarak Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kâğıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu bölgeleri ile Bursa ve Kocaeli şehirlerindeki ayrıca Darıca ile Gebze bölgesindeki müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Daha detaylı bilgi edinmek için Avukat İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu iletişim bölümünden iletişime geçebilirsiniz.