İSTANBUL ANONİM ŞİRKETTE SONA ERME VE İFLAS AVUKATI

İSTANBUL ANONİM ŞİRKETTE SONA ERME VE İFLAS AVUKATI

İSTANBUL ANONİM ŞİRKETTE SONA ERME VE İFLAS AVUKATI

 

ANONİM ŞİRKETTE SONA ERME VE İFLAS

               Son zamanlarda Türkiye’de yaşanan ekonomik dalgalanma ile birlikte birçok şirket konkordato ilan etmekte veya mahkeme kararı ile iflas etmektedir. Bu konuda ilk olarak anonim şirketin sona ermesi ve iflasının düzenlenmesine bakılması gerekir.

               Türk Ticaret Kanunu anonim şirketlerin sona erme sebeplerini düzenlemiştir. Türk Ticaret Kanunu’na göre anonim şirketin sona erme sebepleri 529. Madde’de olarak sayılmıştır. Maddeye göre:

MADDE 529- (1) Anonim şirket;

a) Sürenin sona ermesine rağmen işlere fiilen devam etmek suretiyle belirsiz süreli hâle gelmemişse, esas sözleşmede öngörülen sürenin sona ermesiyle,

b) İşletme konusunun gerçekleşmesiyle veya gerçekleşmesinin imkânsız hâle gelmesiyle,

c) Esas sözleşmede öngörülmüş herhangi bir sona erme sebebinin gerçekleşmesiyle,

d) 421 inci maddenin üçüncü ve dördüncü fıkralarına uygun olarak alınan genel kurul kararıyla,

e) İflasına karar verilmesiyle,

f) Kanunlarda öngörülen diğer hâllerde, sona erer.

               Bu madde çerçevesinde sırasıyla ele alacak olursak;

               Bir anonim şirket sitemizde bulunan bir başka makale olan anonim şirketlerin kurulmasıyla ilgili makalede esas sözleşme hazırlanmadan kurulamamaktadır. Esas sözleşmede bazı anonim şirketler süreli bir şekilde anonim şirket kurabilmektedirler. Bu süre serbestçe kararlaştırılabilmektedir. Bu sürenin sonunda anonim şirket yapmış olduğu işlere fiilen devam etmiyorsa bu durumda bu sürenin sonuna gelindiğinde şirket sona ermektedir.

               Bir diğer sona erme sebebi ise şirketin kurulurken amaçladığı işletme konusuna ulaşmasıyla da anonim şirket sona ermektedir. Aynı fıkrada amaçlanan işletme konusunun gerçekleştirilmesi imkansız hale getirecek durumlar mevcut ise de bu durumda anonim şirket sona ermek zorundadır.

               Kanunun ilgili maddesinde belirtilen bir diğer husus ise şirketin esas sözleşmesiyle alakalıdır. Anonim şirket şayet esas sözleşmede belirli sebepler meydana geldiğinde şirketin sona ereceğine ilişkin bir hüküm varsa ve meydana gelmişse bu durumda da anonim şirket sona ermektedir.

               Diğer bir hüküm ise anonim şirket genel kurulda belirli orandaki üyesiyle birlikte şirketin feshine karar verebilmektedir.

               Son ve en önemli madde ise kanunda düzenlenen iflas kararı verilmesiyle şirket sona ermektedir. İflas kararı mahkeme tarafından verilmektedir.

               İlgili maddede düzenlenen ve yukarıda açıklanan durumlardan bazılarında tescil ve ilan yönetim kurulu kendiliğinden tescil ve ilan ettirmek zorundadır:

MADDE 532- (1) Sona erme, iflastan ve mahkeme kararından başka bir sebepten ileri gelmişse, yönetim kurulunca ticaret siciline tescil ve ilan ettirilir.

               Bu madde çerçevesinde sona erme iflas veya mahkeme kararı değil de başka bir sebepten ötürü meydana geldiyse yönetim krulu ticaret siciline tescil ve ilan ettirmek zorundadır.

               İlgili sona ermeyi düzenleyen kanun maddesinden başka özel hükümler de bulunmaktadır. Bunlardan iki tanesi 530 ve 531. Maddelerde düzenlenmiştir. Bunlardan birisi haklı nedenle fesih kurumudur. Kanunun 531. Maddesinde şu şekilde düzenlenmiştir:

MADDE 531- (1) Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir.

               Madde çerçevesinde açıklama yapılacak olursa sermayesi en az onda birini oluşturuyorsa veya halka açık şirketlerde yüzde beşini oluşturuyorsa ilgili pay sahibi asliye ticaret mahkemesinden haklı nedenle fesih sebepleri bulunduğu takdirde dava açabilmektedir. Haklı nedenin olup olmadığına hakim karar vermektedir. Mahkeme ayrıca fesih kararını onaylama ve reddetme dışında bir alternatife daha sahiptir. Bu ise davayı açan pay sahiplerine paylarına düşen miktarı şirketin ödemesi koşuluyla şirketten çıkarmalarına karar verme hakkı tanınmıştır.

               Bir diğer konu ise organ eksikliği durumu bulunuyorsa bu durumda da şirket sona erebilir. Organ eksikliğinin manası uzun süreden beri gerekli organlarının bulunmaması veya genel kurulun toplanmaması manasına gelmektedir. Dava açmaya yetkili kurum ise pay sahipleri, şirket alacaklıları veya Gümrük ve Ticaret Bakanlığıdır. Mahkeme talep üzerine yönetim kuruluna belirli süre vererek organ eksikliğinin giderilmesini belirtir şayet giderilmezse şirket feshedilir.

Sona erme ile ilgili Yargıtay kararı aşağıda bulunmaktadır:

YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2016/14027 K. 2018/7315 T. 22.11.2018 tarihli kararında:

KARAR : Davacı vekili, davacının davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 20/08/2014 tarihli olağan genel kurul toplantısına katılarak alınan kararlara olumsuz oy kullandığını ve muhalefetini bildirdiğini, faaliyet raporunun okunmaması ve bunlarla ilgili hususların müzakere edilmemiş olması nedeniyle gündemin 2. maddesinin, finansal tabloların okunmaması ve bunlarla ilgili hususların müzekere edilmemiş olması nedeniyle gündemin 3. maddesinin, yönetim kurulu üyelerinden ..., A..., ..., ... ve ...'ın ibrasına ilişkin gündemin 4. maddesinin, şirket denetçisinin seçimine ilişkin gündemin 6. maddesinin, yönetim kurulu üyelerine ücret ödenmesine ilişkin gündemin 7. maddesinin, yönetim kurulu üyelerine ...'nın 395 ve 396. maddelerinde belirtilen izinlerin verilmesine ilişkin gündemin 8. maddesinin, sermaye artırımına ilişkin gündemin 9. maddesinin kanuna, şirket ana sözleşmesine ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, davacının tüm temsilcilerinin genel kurula alınmaması nedeniyle temsil edilme hakkının sınırlandığını, bu durumun da genel kurulun yasalara uygun ve adil bir ortamda yapılmadığını gösterdiğini ileri sürerek davalı şirketin 20/08/2014 tarihli olağan genel kurulunda gündemin 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9. maddeleriyle alınan kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili, davalı şirketin 20/08/2014 tarihli olağan genel kurulunda alınan kararların yasa hükümlerine, şirket ana sözleşmesine, dürüstlük kurallarına uygun olarak alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının dava konusu ettiği davalı şirketin 20/08/2014 tarihli 2013 yılı olağan genel kurul toplantısında alınan gündemin 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararlarının ....nın 445. maddesi kapsamında, kanun veya esas sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil ettiğinin söylenemeyeceği, iddiaların genel kurul kararlarının iptalini sağlayacak nitelikte olmadığı, ....nın 447. maddesi kapsamında batıl olarak da kabul edilecek nitelikte bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

1-) Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-) Dava, davalı anonim şirketin 20/08/2014 tarihli genel kurulunda alınan 2, 3, 4, 6, 7, 8 ve 9 numaralı kararların kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle iptali isteğine ilişkindir. Dava konusu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 445. maddesi uyarınca, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabileceği düzenlenmiştir. Davalı şirketin dava konusu 20/08/2014 tarihli genel kurulunun 9. gündem maddesiyle şirket sermayesinin 64.039.220,16 TL'den 154.039.220,16 TL'ye arttırılmasına ve şirket esas sözleşmesinin “şirketin sermayesi” başlıklı 6. maddesinin tadiline oy çokluğuyla karar verilmiştir.

6102 Sayılı ...'nın 376. maddesine göre “Son yıllık bilançodan, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının yarısının zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşılırsa, yönetim kurulu, genel kurulu hemen toplantıya çağırır ve bu genel kurula uygun gördüğü iyileştirici önlemleri sunar. Son yıllık bilançoya göre, sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının üçte ikisinin zarar sebebiyle karşılıksız kaldığı anlaşıldığı takdirde, derhâl toplantıya çağrılan genel kurul, sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. Şirketin borca batık durumda bulunduğu şüphesini uyandıran işaretler varsa, yönetim kurulu, aktiflerin hem işletmenin devamlılığı esasına göre hem de muhtemel satış fiyatları üzerinden bir ara bilanço çıkarttırıp denetçiye verir. Denetçi bu ara bilançoyu, en çok yedi iş günü içinde inceler ve değerlendirmeleri ile önerilerini bir rapor hâlinde yönetim kuruluna sunar. Önerilerde 378. maddede düzenlenen erken teşhis komitesinin önerilerinin de dikkate alınması şarttır. Rapordan, aktiflerin, şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmediğinin anlaşılması hâlinde, yönetim kurulu, bu durumu şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesine bildirir ve şirketin iflasını ister; meğerki, iflas kararının verilmesinden önce, şirketin açığını karşılayacak ve borca batık durumunu ortadan kaldıracak tutardaki şirket borçlarının alacaklıları, alacaklarının sırasının diğer tüm alacaklıların sırasından sonraki sıraya konulmasını yazılı olarak kabul etmiş ve bu beyanın veya sözleşmenin yerindeliği, gerçekliği ve geçerliliği, yönetim kurulu tarafından iflas isteminin bildirileceği mahkemece atanan bilirkişilerce doğrulanmış olsun. Aksi hâlde mahkemeye bilirkişi incelemesi için yapılmış başvuru iflas bildirimi olarak kabul olunur.”

Somut olayda, bilirkişi raporuyla davalı şirketin 31/12/2013 tarihli bilançosuna göre aktiflerinin borçlarını karşılayabildiği, dolayısıyla borca batık olmadığı, ancak 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararın sermaye ve yasal yedek akçenin yarısından ve ayrıca 2/3'ünden fazla olduğu bildirilmiştir. ...'nın 376. maddesi uyarınca bilançodan sermaye ile kanuni yedek akçeler toplamının 2/3'ünün karşılıksız kaldığı anlaşılırsa genel kurul sermayenin üçte biri ile yetinme veya sermayenin tamamlanmasına karar vermediği takdirde şirket kendiliğinden sona erer. Sermayenin tamamlanması ibaresiyle esas sermayenin azaltılıp aynı tutarda arttırılması veya bilanço zararlarının kapatılması kasdedilmekte olup şirket genel kurulu doğrudan sermayenin arttırılmasına dair bir karar ittihaz edemez. Önce esas sermayeyi 1/3'e indirmeli sonra 3/3'e tamamlayıcı arttırmayı yapmalıdır. Yani tamamlama işleminin sona ermesi halinde esas sermaye gene eski düzeyini bulacaktır. (Poroy, Tekinalp, Çamoğlu, Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, s.734) Dolayısıyla, 2013 yıl sonu bilançosu baz alındığında, zararının sermaye ve yasal yedek akçesinin 2/3'ünden fazla olduğu anlaşılan davalı şirkette genel kurulca ...'nın 376. maddesi uyarınca açıklanan kararlar alınabilecek olup sermaye arttırım kararı alınamayacaktır. Bu suretle de, dava konusu davalı anonim şirket genel kurul toplantısında alınan 9. maddeye yönelik davanın kabulü gerekirken, yazılı gerekçelerle bu maddenin iptali isteminin reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.630,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 22/11/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

HİZMETLERİMİZ VE İLETİŞİM

İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu olarak Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar, Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beylikdüzü, Beyoğlu, Büyükçekmece, Çatalca, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kâğıthane, Küçükçekmece, Sarıyer, Silivri, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu bölgeleri ile Bursa ve Kocaeli şehirlerindeki ayrıca Darıca ile Gebze bölgesindeki müvekkillerimize hizmet vermekteyiz. Daha detaylı bilgi edinmek için Avukat İsmail Yıldırım Hukuk Bürosu iletişim bölümünden iletişime geçebilirsiniz.